Einstein haklı çıksın isteyen ama tersini kanıtlayan adam
Bugün adına “kuantum mekaniği” dediğimiz fizik dalının teorik temeli bundan 100 yıl kadar önce atıldı.
Hiç kuşkusuz o temelin en önemli şeyi, Avusturyalı büyük fizikçi Erwin Schrödinger ile büyük Alman fizikçi Werner Heisenberg’in neredeyse eş zamanlı (ama iki farklı matematiksel yöntem kullanarak) geliştirdikleri kuantum alan fonksiyonu denklemiydi. (Biz başından beri Schrödinger’in denklemini kullanıyoruz, çünkü onu kullanmak daha kolay. Heisenberg’in vektöryel matematiği fazla zahmetli. Ama iki denklem de aynı sonucu veriyor.)
Kuantum alan fonksiyonu denklemi ortaya çıktıktan sonra, Danimarkalı büyük fizikçi Niels Bohr’un etrafında toplanan bir grup, “Kopenhag yorumları” adı verilen bir dizi yorumlama biçimi geliştirdi ve kuantum mekaniğini tanımladı.
Bohr’a göre iki tane fizik vardı. Biri klasik fizikti; büyük nesneler bu fiziğin kanunlarına tabiydi. Diğeri ise “kuantum fiziği”ydi; atomaltı parçacıklar gibi küçük nesneler de bu fiziğin kurallarına uyuyordu. İki tür fizik birbirinin rakibi veya düşmanı değildi; aralarında çelişkiler çıksa da bunlar aslında birbirinin “tamamlayıcısı”ydı. Kuantum fiziği artık tamamlanmıştı, ona eklenecek veya bulunabilecek yeni bir şey kalmamıştı.
Albert Einstein bu görüşlere kökünden karşıydı. Ona göre doğada iki ayrı fizik kanunu olamazdı; kanun tek bir tane olmalı, büyük küçük ayrımı yapmadan evrendeki her şeyi izah edebilmeliydi. Bu kanunları henüz bulamamıştık.
Dolayısıyla “kuantum fiziği” diye bir şey yoktu, fizik vardı ve kuantum teorisi de tamamlanmış falan değildi, eksikti.
Einstein kalan ömrünü, “kuantum tamamlanmıştır” fikrini çürütmeye ve iki fiziği bir araya getirecek “büyük birleşik teori”yi aramaya adadı.
İşte Einstein’ın “kuantum tamamlanmıştır” görüşünü çürütmek amacıyla ortaya attığı düşünce deneylerinden birini geçen hafta burada aktardım. Deneyde, birbirine dik açıyla çarpan iki elektrondan söz ediliyordu. Çarpışma sonrası elektronlar tam tersi yönlere geri dönecekti ve biz kuantum teorisinin söylediğine göre bu elektronlardan birini gözleyecek olursak, ne kadar uzakta olursa olursa olsun diğerinini de gözlemiş ve kuantum teorisine göre o elektronun durumunu değiştirmiş olacaktık.
Oysa Einstein’a göre doğa buna izin vermezdi; çünkü burada gözlediğimiz bir elektronun, bizden belki onlarca ışık yılı uzaktaki bir başka elektronun durumunu değiştirmesi için, “gözlendiğini” diğer elektrona haber vermesi gerekirdi. Bu ise fizikçilerin “yerellik ilkesi” adını verdiği nedensellik ilkesine aykırı olurdu. Einstein’a göre bu bir paradoks, yani çelişkiydi ve sırf bu çelişkinin varlığı bile kuantum teorisinin eksik olduğunu göstermeye yetiyordu.
Einstein’ın Rosen ve Podolsky adlı iki fizikçiyle birlikte yazdığı ve fizikte “EPR makalesi” veya “EPR paradoksu” olarak bilinen bu makale, bütün fizik biliminin belki en çok atıf yapılan makalesi.
Bu kadar çok atıf yapılmasının sebebi ise John Bell adlı bir başka fizikçinin 1964’te yazıp çok kenarda köşede bir dergide yayınladığı, o yüzden de uzun süre kimsenin farkına bile varmadığı artık çok ünlü makalesi.
Fizik kariyerinin önemli bölümünü deneysel fizikçi olarak CERN benzeri araştırma merkezlerinde geçiren Bell, neredeyse dahiyane denebilecek bir yöntemle, “EPR paradoksu”nu laboratuvarda denemenin bir yolunu öneriyordu makalesinde.
Bell için için Einstein’ın haklı çıkmasını ve kuantum mekaniğinin yanlışlanmasını umuyordu. Makalesi neredeyse sırf bunun için yazılmıştı.
Bell’in makalesini yayınlamasından 8 yıl sonra önerdiği deney yapıldı. Deneyin sonunda hep birlikte gördük ki, Einstein haksızdır; iki elektron aralarında ne kadar mesafe olursa olsun birbirleriyle adeta haberleşmektedir. Eğer haberleşiyorlarsa bunu ışık hızından yüksek hızlarda yapmaları, yani bir anlamda zamanda geriye giderek yapmaları gerekeceği için de “yerellik ilkesi”ne, yani neden-sonuç ilişkisine tabi olmuyor, ikinci elektron açısından düşünecek olursak o elektron nedenden önce sonucu yaratıyor demekti.
Bu tuhaf, insan aklını, kavrayışını, mantığını sarsan olaya, Einstein gerçek olamayacağını varsayarak “Uzaktan tuhaf etki” adını vermişti. Dostu Erwin Schrödinger de onun gibi düşünüyordu, o bu olaya İngilizce “entanglement” adını verdi, yani “dolanıklık.” İki parçacık bir biçimde birlerine “dolanık”tı yani.
John Bell, fizikte ve insan düşüncesinde büyük bir devrim yapmıştı. Bu, öylesine büyük bir şeydi ki, insanlığın bu devrimi kavraması ve içselleştirmesi epey zaman aldı, daha hala tam olarak içselleştirildiğini söylemek zor aslında.
Bu büyük devrimden şimdilik ortaya “kuantum enformasyon teorisi” adlı yeni ve büyük bir teori ile bir de kuantum şifreleme adı verilen yeni bir teknoloji çıktı.
Daha işin çok başındayız anlayacağınız. Elimizdeki bilim ve teknoloji şimdilik bu büyük devrimi, nedensellik ilkesinin çalışmadığı atom altı dünyayı tam olarak keşfetmemize yetmiyor.
Ama ok yaydan çıktı bir kere ve insanlığı gelecekte çok yeni, devasa bir evren bekliyor.















Wikipedia'ya "John Stewart Bell" maddesine baktım, sizin vurguladığınız gibi bir "ispat" değil ama güçlü savlamalara ulaşıldığını gördüm. Kaldı ki Bell --konu ettiğiniz deneylere referans ile-- şunu da yazmış: > Ref: Bell, John Stewart (1987). Speakable and Unspeakable in Quantum Mechanics. Oxford U.P.
Yanıtla (1) (0)Helyum neon argon kripton ksenon radon yani asal gazların elektron sayıları arasındaki korelasyon, kütlesiz cisimler, yerçekimi kuvvetinin mekanizması bu konularda da tartışma açmanız fayda mülahaza eder kanaatindeyim
Yanıtla (1) (0)Kaynak belirtmeniz gereken bir sürü bilgi/veri var bu yazınızda- "ben okudum nasıl anladıysam öyle de yazıyorum" olmaz! Kaynak vereceksiniz-ayrıca malum sizin her gördüğünüz şeyi doğru aktarmadığınız
Yanıtla (0) (1)teşekkürler bu kadar siyaset içinde iyi geldi
Yanıtla (2) (1)Yazınızda Bell in "gizli değişkenler" teorisini sanki nihai imiş gibi sunuyorsunuz....Oysa bir Türk Fizikçi tarafından,(Yalçın Koç) Bell in teoremlerinin eksik olduğu ve Gizli Değişkenler meselesinin önünün kapanmış olduğu tezinin doğru olamayacağına dair yayınladığı makaleler ortada durmaktadır ve henüz bilim dünyasından aksi yönde bir cevap gelmemiştir...
Yanıtla (4) (2)Ismet hocam yarin yevm i kıyamette sana nerden soracaklarsa oraya calış..ha sen sorular kuantumdan gelecek diyorsan amenna..namazdan kulluk vazifelerinden sorulacaksa onu iyi bir düşün..einstein ın kitabından gelmeyecek sorular...doğru kitab ı mübin i okumamız lazım...hürmetler...
Yanıtla (2) (50)Batılılar da atom araştırmaları yaparak, teknoloji geliştirip bize TV, araba, uydu, telefon vesaire satmaya devam etsinler. Sen de mübin okumaya devam et ! Senin umurunda mı dünya !
Yanıtla (20) (6)bu kadar adamın yaptığı tek şey yaratıcıyı bulmak onun sanatını anlamak planc,bohr ve einstein sürekli yaratıcıya atıf yapar,anlamadığın yerde bırak ilmihal oku daha fazlası sana zarar!!!
Yanıtla (18) (5)Sayin Yorumcu İroni yaparak inancimiza hakaret etmissin.Islam inanci senin iddia ettigin gibi bizleri arastirmaktan alikoymaz.Aksine ilim ile yaradilisi kavramamizi saglar.senin gibi ortodoks kafalilar bunu anlamakyan acizdirler.Ayrica ibadet edenlerin hayati anlamaya caba sarf etmediklerini sanman tam.bir cehalettir.sanilanin aksine muminler yaratilisin sirrini en cok merak eden ve arastiranlardir.
Yanıtla (14) (5)Aspirini mümin Kardeşler buldu.
Yanıtla (6) (1)Sayın Yolcu, kimse ibadet edenlere bir söz söylememiş. Durumdan yanlış vazife çıkarma ? Zaten, bir arkadaş, bilim yapmanın, ibadetin bir şekli olduğunu yazmış. Başka bir arkadaş, fizik yasalarının, ayet olduğunu yazmış. Sen de böyle güzel sözler söyle. Bilim'e karşı, mübin okuma iddiasına katılmak tan kurtulursun. Saygılar.
Yanıtla (3) (0)Sayın Yolcu, özür dilerim. Yazdıktan sonra farkına vardım. Sizin eleştiriniz, 00.34'e karşı imiş. Tekrar özür. Saygılar.
Yanıtla (1) (0)Bence siz önce Kuranı iyice okuyun. Hatta Mülk suresini okuyun. “Rahman'ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görebilir misin… Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?” Siz de Allah’ın ayetlerine bakın. Fizik yasalarını incelemek, bilimsel araştırma yapmak da en az hadis, kelam ilmini öğrenmek kadar ibadettir. Çünkü fizik yasaları da Allah’ın ayetlerindendir. Allah her şeyi “bir hesap ile yaratmıştır.”
Yanıtla (18) (0)Bir bebek ne suç işlemiş ki, annesinden deli doğar.
Yanıtla (1) (1)Ya bir Allah'ın kulu anlatsın bana, bu söylenenlerle dinin, ibadetin, Kuran'ın ne alakası var? Bir şeyi anlamak ve sonuca varmak Kuran'ı mı okumalıyız? Einstein, Bhor de diğer dahiler insanlığın kaderini değiştiren buluşları yaptıklarında Kuran'ı mı okudular?
Yanıtla (1) (1)Tebrik ederim. Müslüman dünyasının neden yüzyıllardır geri kaldığını çok kısa ve öz bir biçimde ifade etmişsiniz; kastınız bu olmasa da. İnşallah türünün son örneklerindensinizdir.
Yanıtla (8) (1)Sadece Türkiyede arabça konuşan dört,beş milyon Süriyeli ,Iraklı,Filistinli arap var kafir avrupayada kapağı atmak için can atıyorlar.Akdenizde ve Ege'de bu yüzden ölünlerde ayrı. Hele bir düşün bakalım Niye ! Gerçi sen çok düşünmüşündür !çok ta akıl ediyorsundur kesin! İlk emri " OKU " olan İslam dini için senin gibiler bir zarar ve gençlerin deist olma sebebisiniz.Sana "TEFEKKÜR" ü " tavsiye ediyorum.
Yanıtla (9) (1)Kuantum fiziğinin ileri safhalarında ortaya çıkan sonuç:Evren yani kainatın çok büyük organizasyon içinde olduğu ve bunun da yine çok büyük bir güç tarafından sağlandığının anlaşılmasıdır. Yani bu sonuç bizi Allah'a götürüyor.
Yanıtla (7) (3)Madem ki elektronlar "ayrılsak da beraberiz" şarkısını söylüyorlar buna bir matematik bulmak da elzemdir....Niçin? Çünkü Bay Bell "gizli değişkenler" düşüncesini tarihe gömdü....bu gerçeği kabul edelim artık ve ilerleyelim..... Bakın batıya.... Einstein ın kendini düşürdüğü açmaza cevap olarak nasıl bir yeni açmaz öneriyorlar...... Meseleleri mistik bir havaya sokarak bilimin ve düşüncenin önünü nasıl tıkıyorlar.
Yanıtla (0) (0)Ama Einstein yine de en azından yerellik ilkesinin ihlal edilmesine çözüm arayarak bilim üzerinden ilerlemenin yolunu arıyordu..... Bell in ise bu yolu kapattığı zannediliyor.... Şimdi neredeyiz??.. : Efendim elektronların Işık hızı uzerinde haberleşmeleri mümkün değil ama yine de sanki birbirlerinden hem de mesafe tanımaksızın haberdarmış gibiler..Eee ne yapalım o zaman efendim bunlar birbirine dolanık:(entangled).Yani ne kadar ayrı olsalar da yine de beraberler,şarkıda olduğu gibi..
Yanıtla (0) (0)Mesela ben, böyle şeylerden anlamam ama Allah'ın ilmi sonsuzdur, istediği biçimde istediği şeye kuralı koyar bunu biliyorum. Eğer kuantum teorisinde yanlışlıklar varsa kuantum temelli teknolojilerin kullanılması nasıl izah ediliyor? Yok düşünce yanlış ise o teknolojiler nasıl çalıyor? Biri açıklabilir mi?
Yanıtla (0) (0)Venüs bir Gezegendir, Güneş ise bir Yildizdir. Kuranda ikisinede Yildiz diyor. Bundan daha büyük bir çelişki olur mu?
Yanıtla (0) (3)Allah'ın henüz yaşanmamış geleceği önceden bilmesi de işte bu "kuantum enformasyon teorisi" ile açıklanabilir. Allah atomaltı evrenin işleyişini ve enformasyonunu ışık hızını aşkın bir şekilde (zamanda geriye gitme) bilmektedir.
Yanıtla (1) (4)Batı her zaman yaptığı gibi hakikate açılabilecek kapıları kilitlemek ile meşgul...Einstein da bu konuda masum değil... Bahsi geçen soruna çözüm olarak önermeye hazırlandığı "gizli değişkenler" teorisini neden yayınlamaktan vaz geçti.....Çünkü kendisinin evrende ışık hızının geçilemeyeceğine dair bir saplantısı vardı ayrıca bunu kabul etse yaptığı işler çöpe gidecekti.... Bu saplantının temelinde yanlış temellendirilmiş bir metafizik vardır...
Yanıtla (1) (0)Okurken insanın beyni de dolanıyor sanki! Anlayacağınız “dolanık"lık her yerde.. Atom altı atom üstü her tarafta.. Bizim ülkemiz de pek “dolanık"!
Yanıtla (11) (0)İsmet Bey, bilim yazılarınıza bayılıyoruz, ellerinize sağlık. Matematik'le ilgili olabilecek yazılarınız da harika olabilir.
Yanıtla (8) (0)Sayin Ismet Berkan, Sinirlamadan oturu, bir oceki yazimi kisa yazmak zorunda kaldim. Dedigim gibi Ozel Relativite Teorisi (SRT) ve Genel Relativiye Teorilerinin (GRT) matematiksel ve fiziksel olarak yanlis olduklarini 586 sayfalik kitabimda ispat ettim. Researchgate'de 2019 ve 2020 yillarinda yuklenmis olan kitabima ilgi butun dunyada giderek artiyor. Kitabimin dili Ingilizce'dir ve matematik ispatlar butun ince ayrintilariyle verilmistir. Iyi va saglikli gunler dilerim. Vedat Batu - 30 Nisa
Yanıtla (6) (1)Sayin Ismet Berkan Bey, Yazilarinizdan anladigim kadariyla teorik fizik konularina asinaliginiz var. 23 Nisan 2022 tarihli yaziniza gonderdigi yorumda sayin Prof.Dr. Vedat Batu, Einstein'in SRT ve GRT matematiginin YANLISLIGINI ispat ettigi 500 kusur sayfalik kitabinin linkini vermisti. Onunla ilgili dikkatinizi cekmek icin size yaziyordum ki simdi kendilerinin ayni kitabin linkini yolladiklarini gordum. Umarim okumaya zamaniniz olur. Faydali olacagindan eminim. Selam ve iyi dileklerimle.
Yanıtla (3) (0)Size, bir onceki yazinizda linkini gonderdigim 586 sayfalik kitabimda SRT ve GRT de matematik yanlisliklarin ispatlari vardir. Saygiyle sunarim. Vedat Batu https://www.researchgate.net/publication/340536807_BATU_-_SRT_AND_GRT_BOOK_-_VERSION_2 (PDF) BATU - SRT AND GRT BOOK - VERSION 2 - ResearchGate Preface Part I. The Scientific Enterprise: 1. Ways of knowing 2. Aristotle and Francis Bacon 3. Science and metaphysics Part II. Ancient and Modern Models of the Universe: 4. www.researchg
Yanıtla (6) (0)