Diplomanın geri dönüşü
Türkiye’de empati kültürü zayıf. Ama her 10 yılda bir başımıza öyle ibretlik altüst oluşlar geliyor ki, ilahi bir güç bize empati yapmak için bir fırsat veriyor.
Ama genelde o muhasebe fırsatlarını, Kantçı bir ahlak anlayışı geliştirmek için değil, “Biraz da ver de biz ölek” diye kullanıyor toplumumuz.
2. diploma krizi de öyle.
Birincisi ile ikincisindeki yerler değişti. Yıllarca Erdoğan’ın diploması yok diyenler şimdi İmamoğlu’nun diplomasını savunmaya, yıllarca Erdoğan’ın diplomasını bulup göstermek için emek verenler, İmamoğlu’nun diplomasını iptal etmeye çalışıyor.
Bugünkü Türkiye’de herkesin kararlarıyla mutmain olabileceği bir hukuki merci ve kurum kalmadığı için belge bilgi, kanaat, içtihat kavgaları da çok anlamlı değil.
Ancak ortaya dökülen belge, bilgilerden kendimize bir yol bulmaya çalışabiliriz.
Ama ona geçmeden 30 yıllık bu diploma kavgasında kimsenin pek dikkat etmediği hikayenin daha ilginç bir tarafına biraz daha yakından bakalım.
Yıl 1985, yer Girne.
KKTC, kurulalı daha iki yıl olmuş.
Lefkoşeli Serhat Akpınar, ABD Güney Dakota merkezli, itibarı pek yüksek olmayan Huron University’nin Londra’daki yan üniversitesinde, “üniversite kuruluşu” üzerine yazdığı bitirme teziyle mezun olup Kıbrıs’a dönmüştür.
22 yaşındadır, ailesini ikna eder, bir apartmanda University in North Cyprus adlı bir şirket ve üniversite kurar.
KKTC’yi hala Türkiye dışında kimsenin tanımadığı zamanlardır.
Önce işletme ve ticaret alanında kurslar verirler.
Sonra resmi hikayesine göre “Aynı yıl Londra’daki Lansdowne Üniversitesinin aracılığı ile Havthorne College’e akredite olarak işletme alanında Lisans Eğitimi vermeye yetkili kılınmıştır. Bu yetki, KKTC makamlarınca onaylanarak Eylül 1986 yılında resmiyet kazanmıştır.”
“Lansdowne Üniversitesi yada resmi adıyla Lansdowne College aracılığı ile Havthorne College’dan” gelen bu lisans eğitimi yetkisi pek güvenilir gözükmektedir. Yabancı öğrencilere diploma satmak için kurulduğu anlaşılan bu tabela okullarda Havthorne Koleji 1988 yılında iflas edip kapanır.
20’li yaşların başında Akpınar bu kez de 1986-1987 öğretim yılı başında İşletme Programı için Washington D. C'deki Southeastern Üniversitesi’nden akreditasyon alır.
İmamoğlu diplomasına destek haberlerinde “Southeastern Üniversitesi ABD’deki "Middle States Association ve Association of Independent Schools and Colleges" gibi yetkili üst kuruluşlarca (YÖK benzeri) tanınan ve 112 yıllık tarihi olan bir üniversitedir” diye geçse de aslında, Trump’ın şarkısıyla dans ettiği YMCA gençlik örgütüne bağlı olarak ABD’de kurulmuş, 1977’de kolej olarak akredite olmuş, öğrenci nüfusunun üçte biri Nijeryalı, diğer üçte biri ise İran, Tayvan ve bazı Afrika ve Karayip ülkelerinden olan, yine yabancılara diploma satan ucuz bir Amerikan üniversitesidir.
Girne’deki ‘üniversite’ye akreditasyon verdiği 80’lerin ortasında yolsuzluk skandallarıyla anılan ve ekonomik darboğaza girmiş olan üniversite, 11 Eylül saldırısından sonra yabancı öğrenciler kesilince 2009 yılında kapandı, kampüsü yıkılıp, bir tiyatro şirketi tarafından satın alındı.
(CHP milletvekili Yunus Emre, katıldığı bir yayında bu ‘prestijli 110 yıllık üniversitenin sitesine girip incelediğini” söyledi ama bahsi konu olan üniversite kapanalı 16 yıl oldu, sitesi açık olan Southeastern Üniversitesi bambaşka bir üniversite)
Fakat, YÖK tarafından da tanınan bu üniversiteden işletme bölümüne akreditasyon alan 20’li yaşlardaki Serhat Akpınar’ın son adı University College of Northern Cyprus olan
üniversitesi artık esas hedef kitlesine dönük tanıtımlara başlamıştır.
Türkiye’deki zorlu üniversite sınavlarında başarılı olamayan ama parası olan öğrenciler.
O yıllarda Türkiye’de 1984 yılında kurulan Bilkent dışında başka bir paralı, vakıf üniversitesi yoktu.
Bilkent’in paralı bölümlerine girmek için de üniversite sınavında belli bir puan almak gerekliydi.
1987 yılının yazında gazetelere ilk ilanları veren Girne’deki University College of Northern Cyprus, işletme ve idari bilimler bölümlerinde Türkiye tarafından denkliği tanınan Amerikan üniversitesinin diplomasını vaad eder.
Girne Amerikan adını aldıktan sonraki ilanlarından biri.
Başvuru için ise üniversite sınav derecesi değil sadece bir lise diploması ve 2500 sterlin yeterlidir.
1987 yazında Girne’deki bir apartmanda eğitime başlayan üniversite, yaz boyunca Türkiye’deki gazetelere verdiği ilanlarla Eylül ayında neredeyse tamamı Türkiye’den gelen 197 öğrenciye ulaşır.
Bir yıl sonra öğrenci sayısı artınca üç bloklu bir apartmana geçilir.
İşte Girne’dei University College of Northern Cyprus’un 1988 yılı eğitim yılındaki, yani ikinci eğitim yılındaki öğrencilerden biri de Ekrem İmamoğlu olur.
Trabzon Lisesi mezunu olan İmamoğlu, bu üniversiteyi nereden bulduğunu verdiği röportajlar ve katıldığı yayınlarda anlatmıştı. 2024’de katıldığı yayında şöyle anlatmıştı:
“Hayatımda Kıbrıs’la ilgili hiçbirşey bilmiyorum. Babam İstanbul’da bir işadamı arkadaşıyla konuşmuş, o çocuklarının Kıbrıs’a gideceğinden bahsetmiş. Bir Amerika üniversitesinin Kıbrıs’ta bir kampüsü kurulduğundan bahsetmiş. Bu futbolcu olacak, eyvah gidiyor bizim oğlan darken o sırada sınav oldu. Aslında İşletme Fakültesi kazanabiliyordum ama ailem ısrarla inşaat mühendisliği istedi. İnşaatıçıyız. Çok baskı altında kaldım. Ailemin dediği tercihleri yaptım, kazanamadım. İşletme de olmadı. Bir sene çalışacağım dedim ama kafamda çalışmak değil, futbol oynamak var. Babam dedi ki Kıbrıs’ta bir sınav var, ona gideceksin dedi. Yine inşaat mühendisliği. Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde mühendislik düşüncesiyle Kıbrıs’a gittik. Sonra dediler burada bir de sonra ismi Girne Amerikan oldu o var. Oranın da İşletme ve Ekonomi bölümü var. Amcamla gittim, rahmetli üç gün kaldı benimle sonra döndü. Beni inşaata yazdırıp dönecekken ben onu ikna ettim, beni İşletme’ye yazdırdı ve döndü. Girne’de ev tuttuk. Keyifli iki yılı orada yaşadım. 88-90. Sonra da derslerim iyiydi, ben de başvurdum İstanbul Üniversitesi’ne. O üç sene geçiş işleri oldu, sonra iptal edildi.”
https://www.youtube.com/watch?v=UkJZDyRG10Y&list=PLNstGPTk6SGLSHM-DA9OSAwI_NgmvpPmY&index=7
Daha önceki yıllarda verdiği bir röportajında ise şöyle:
“Ailem mühendis olmamı istiyordu, bana da makul gelmişti. İnşaat Mühendisi olacaktım. Ancak lise sondaki futbol düşkünlüğüm haliyle beni derslerden uzaklaştırdı. Mühendislikleri yazdım ama kazanamadım. Kıbrıs’ta Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin sınavına girdim ve İnşaat Mühendisliği okumaya başladım. Ancak okulun konumunu beğenmedim ve ailemi ikna edip Girne Amerikan Üniversitesi’nin İşletme Bölümüne yazıldım. İkinci sınıftan sonra İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’ne yatay geçiş yaptım.”
İBB resmi sitesindeki biyografisinde ise şöyle:
“Trabzon Lisesi’nden mezun olduktan sonra KKTC’de Doğu Akdeniz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünü kazandı. Bir süre sonra kaydını Girne Amerikan Üniversitesi İletişim Fakültesi İşletme bölümüne aldırdı. KKTC’de iki yıllık eğitimin ardından İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’ne yatay geçiş yaptı.”
İşte diploma tartışması tam burada başlıyor.
İstanbul Üniversitesi, 1990-91 öğretim yılı için 30 Temmuz 1990’da gazetelere yatay geçiş başvuruları için ilan veriyor.
İlana göre İngilizce İşletme bölümü ikinci sınıfı için 10 öğrenci alınacaktır.
Ekrem İmamoğlu’nun başvurduğu yatay geçiş kontejanı bu.
Tam burada hukuki bir tartışma ortaya çıkıyor.
İlanda başvuru şartları sıralanırken en başa “Yatay geçişler ancak eşdeğer eğitim programları uygulayan okullar arasında yapılır” maddesi konuyor.
Bu şart, 1982 tarihli Yükseköğretim Kurumları Arasında Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin Yönetmeliği’nden.
Buradaki eşdeğer kavramı denkliğe karşılık geliyor ama o yıllarda üniversitelerin denkliğine kimin karar vereceği meselesiyle ilgili hukuki bir boşluk olduğu anlaşılıyor.
2547 sayılı YÖK yasanın 7. maddesinin e bendi, yatay ve dikey geçişleri düzenleme yetkisini YÖK’e, uygulamayı ise üniversitelere ve fakültelere bırakmış.
Tartışmalar üzerine YÖK’ün üç profesörün imzasıyla hazırladığı raporuna göre bu yatay geçiş usulsüz:
“Bununla birlikte ilgilinin yatay geçiş yaptığı 1990 yılında University College of Northern Cyprus (UCNC)’ın Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından tanınan üniversitelerden biri olmadığı, ilgili Üniversitenin tanınırlığının ancak 1993 yılında Yükseköğretim Yürütme Kurulu tarafından karara bağlandığı, ilgilinin yatay geçiş yaptığı 1990 yılında University College of Northern Cyprus’ın yatay geçiş yapılabilecek üniversiteler arasında olmadığı.
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 29.06.1988 tarihli ve 1830 sayılı, 17.09.1991 tarih ve 3462 sayılı ve 23.10.1992 tarih ve 4240 sayılı yazılarında istinaden K.K.T.C.’de faaliyet gösteren yükseköğretim kuramlarından sadece Doğu Akdeniz Üniversitesinin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanındığının belirtildiği,
Bahse konu yazışmalar dikkate alındığında yatay geçiş işlemlerinde yabancı ülkedeki yükseköğretim kuramlarının tanınırlığı şartının arandığının anlaşıldığı, dolayısıyla tanınırlığı olmayan University College of Northern Cyprus (UCNC)’den yapılan yatay geçiş işlemlerinin İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanlığınca Yükseköğretim Kurulu Kararlarına uygun yürütülmediği görülmüştür.”
Ve sonunda şu kanaate varılıyor:
"İlgilinin yatay geçiş yaptığı 1990 yılında University College of Northern Cyprus'ın (UCNC) YÖK tarafından tanınan üniversitelerden biri olmadığı, ilgili üniversitenin tanınırlığının ancak 1993 yılında Yükseköğretim Yürütme Kurulu tarafından karara bağlandığı, ilgilinin yatay geçiş yaptığı 1990 yılında UCNC'nin yatay geçiş yapılabilecek üniversiteler arasında olmadığı anlaşılmıştır. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanlığı tarafından tanınırlık, yatay geçiş, yatay geçiş kontenjanları, ilan süreleri ve yatay geçiş kabulüne dair işlemlerin Yükseköğretim Kurulu kararlarına ve usulüne uygun yürütülmediği kanaatine varılmıştır.”
Ama dün Saraçhane’de kameraların karşısına çıkan İmamoğlu'nun avukatları Prof. Adem Sözüer ve Mehmet Pehlivan ise özetle bu rapordan alıntılar yaparak şunu söyledi:
“İmamoğlu, 1990 yılında yatay geçiş yaptı. YÖK, Girne Amerikan Üniversitesi'ni tanımama kararını 1991 yılında aldı, ilerleyen yıllarda da yürürlüğe koydu. YÖK'ün tanıma ve denklik kuralı, İmamoğlu'nun yatay geçiş müracaatından 6 yıl sonra getirilmiştir. 6 yıl sonra getirilen bir kuralı geriye yürütmeyi hukukla açıklamak mümkün değildir.”
YÖK’ün raporunda University College of Northern Cyprus'ın denkliğinin olmadığıyla ilgili örmek verilen iki karar da 1991 ve 1992 tarihli.
Yani bu tarihlerde yapılan başvurular üzerine YÖK, bu üniversitenin denkliğinin olmadığını başvuranlara bildirmiş.
İmamoğlu’nun başvurup, yatay geçiş yaptığı 1990 yılı öncesinde böyle bir karar yok.
İmamoğlu’nun avukatlarının yorumuna itiraz edenler böyle bir karara gerek yok diyor.
1993 yılında artık adı Girne Amerikan Üniversitesi olan okul yükseköğretim kurumu olarak tanınmış.
Yani bu öncesinde bu üniversitenin yükseköğretim kurumu olarak tanınmadığı anlamına gelir diyorlar.
“1982’deki yönetmelikte aranan “Eşdeğerlik” şartı bu üniversite için yok” deniyor ama YÖK Kanunu ile YÖK’ün bu yatay geçişlerle ilgili o yıllarda inisiyatif verdiği İstanbul Üniversitesi 1990 yılında toplanmış ve bu yatay geçişlere izin vermiş.
Yani başvuran bir hata yaptıysa bile bunu değerlendirmesi gereken üniversite başvuruyu kabul etmiş, yani hata varsa da burada sorumluluk üniversitenin oluyor.
AYM’nin bu konuda idarenin suçlu olduğunu söyleyen kararları var.
https://resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/03/20210305-10.pdf
Yani ortada bir idari hukuku meselesi var.
Önemli bir idari hukukçusuna sordum:
“Bir işlemi makul süre sonunda geri alabilmek gibi ağır bir sonuç doğabilmesi için mevzuatta yer alan açık bir hüküm ihlal edilmiş olmalı. Oysa YÖK, temel olarak aykırılığı o tarihte bu üniversitenin tanınmadığı ve Trakya üniversitesinin bir talebi doğrultusunda tanınmayan üniversitelerin yatay geçişlerinin kabul edilmemesi kararına dayandırıyor. Geçiş yapılan 1990'daki Yönetmelik'te daha önceki üniversiteyi YÖK'ün tanıması şartı yok. YÖK'ün Trakya'nın talebi üzerine yazdığı "tanınmayan üniversitelerden geçiş yaptırmayın" yazının tarihi 1992. Yani geçişten 2 sene sonra. Dolayısıyla hem o dönem mevzuatta böyle bir şart bulunmadığı, hem de YÖK'ün tanınmayan üniversiteleri yatay geçişin dışında tutma iradesini gösterdiği tarihin İmamoğlu’nun geçişinden sonra olması nedeniyle mevzuatta bulunan açık bir hükmün ihlal edildiği ya da açık hatanın bulunduğu söylenemez.”
Özetleyelim:
Evet, İmamoğlu 1988 yılında University College of Northern Cyprus’un girerken ve 1990 yılında İstanbul Üniversitesi’ne geçerken bu üniversite YÖK’ün denklik verdiği bir üniversite değildi.
Ama o yıllardaki kurallara göre yatay geçişte denklik şartı muğlaktı ve üniversitelere bırakılmıştı.
Anlaşılan İstanbul Üniversitesi bu şartı en gevşek yorumlayan üniversite oldu.
İmamoğlu, Türkiye’deki üniversite sınavında istediği bölümü kazamayınca Kıbrıs’a gitti. Önce Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde İnşaat okumak için gitti ama sonra University College of Northern Cyprus’un İşletme Bölümü’ne girdi.
Bunları bu kadar rahat yaptı çünkü o yıllarda bu okullar sınavsız öğrenci alıyordu.
İmamoğlu gibi 1988-1992 yılları arasında yüzlerce kişi de bu kestirme yolu kullandı.
Kıbrıs’taki sınav sistemi içinde olmayan üniversitelere para vererek kayıt yaptırıp, sonra da Türkiye’deki üniversitelere yatay geçişle geçtiler.
Özellikle de İstanbul Üniversitesi’ne.
Sonra da bu yol suistimal edilince 1993’te kapatıldı, hepsi sınav sistemi içine sokuldu.
Mevzu böyle.
Günün sonunda elimizde iki cumhurbaşkanı adayı ve iki diploma var.
Sonuçta durum eşitlenmişe benziyor.
Hukuku zorlayıp bu eşitliği bozmaya gerek yok.















Memleket diplomasızların eline kaldı. Olan budur. Mahkeme mahkeme uğraşsanız da diplomasızlardan kurtulamazsınız.
Yanıtla (1) (1)Yıldıray bey; eline sağlık, bu tartışmalar gereksiz tartışmalardır , koca İstanbul üniversitesi kabul etmiş okutmuş diploma vermiş bunun tartışması olur mu?. Kaldı ki 60 kişi geçiş yapmış, sorumlu olan İÜ dir. Buna halk tabiriyle “ öküzün altında buzağı aramak” denir. Ekrem’in önünü keserler, Mansur gelir, onunda önünü keserlerse Hurşit gelir, sıkıntı yok yaniiii!!!.
Yanıtla (10) (3)Chp Muğla milletvekili Aydın Ayaydın"Erdoğan'ın dört sene boyunca derslerine girdim, sınavlarını yaptım" diyor, yetmiyor ,üniversite açıklama yapıyor, yetmiyor.Acaba nasıl inandırsak kendi yalanlarına, iftiralarına inanmış kitleyi?
Yanıtla (5) (18)üniversite açıklama yapmadı ikincisi o söylenen dönemde öyle bir üniversite yok dahası diploma yerine noter onaylı bir belge açıkladılar ve o noter evrakta sahtekarlıktan yargılandı
Yanıtla (13) (2)Özgür Özel; kendisine "İmamoğlu'nun diploması iptal edilir mi?" diye sorulduğunda şunları söyledi:
Yanıtla (1) (5)"Var olan şey yok olur mu? 31 sene önce verilmiş diploma, geçilmiş dersler. Üniversite ilan edilmiş, 'gelin başvurun bana' demiş. Başvuruyu kabul etmiş. 31 yıl önce birisi cinayet işlemiş olsa zaten zaman aşımından o cinayet ortadan kalkıyor."
Bir kaç sene önce soyadı akar olan bir hanımefendi benzer durumda şikayet edilmiş. Soruşturmaya gerek yoktur kararı verilmiş.
Yanıtla (7) (0)Ama 35 sene öncesi artık her fırsatta yeniden soruşturuluyorsa...
Sayın Yıldıray Oğur, İmamoğlu diploması hakkında , zaman harcayıp titizlikle araştırarak ayrıntılı biçimde ve belgeleriyle , yazmışsınız, bilgi sahibi olduk. Çok güzel yaptınız , teşekkür ederiz. Diğer diploma ile ilgili de, ortaokul başından itibaren aynı şekilde ayrıntlı ve belgeli , bir yazı yazmanızı acilen istiyoruz ve bekliyoruz. Söylentiler karmaşık gerçekleri öğrenmek istiyoruz.
Yanıtla (28) (1)Yıldıray hoca kime anlatıyorsun. İki taraf ta memnun olmayacak. Boşver, yesinler birbirlerini.
Yanıtla (2) (3)Haklısınız bizim millette empati duygusu yok, gelişmemiş, buna siz de dahilsiniz. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Türkiye'deki ve dunyadaki koşulları düşünmeden o gün siyaset yapanlarla hiç empati kurmuyor sürekli elestiriyorsunuz. Ayrica, hepimizin izlediği diploma konusunda yazınızı bilgi, belgeyle doldurmaniza gerek yoktu, sadece İmamogluna mahsus olmayan bir durum için neredeyse diplomayı parayla aldı demeniz kalmış. Üniversitenin uyguladigi bir durum sonuçta.
Yanıtla (20) (3)Yeni Türkiye :
Yanıtla (3) (1)Türkiye, Freedom House 2025 Dünya Özgürlükler Raporu'na göre, son 10 yılda özgürlüklerin en fazla gerilediği ilk 10 ülke arasında yer aldı. 2018 yılında ''Özgür olmayan ülkeler'' kategorisine dahil edilen Türkiye, 2025 raporunda da aynı kategoride kaldı. Ülkenin özgürlük puanı, 100 üzerinden 33’e gerilerken, internet özgürlüğü puanı ise 100 üzerinden 31 oldu. Siyasi haklar alanında daha önce 40 olan puan, 17’ye düşerken; sivil haklar ve özgürlükler puanı da 16 seviyesine geriledi
Bir yanda;Anayasa 101 de "Bir kişi en fazla 2 kez cumhurbaşkanlığı yapabilir "amir hükmüne rağmen 2023 te 3.kez aday olup seçilen erdogan
Yanıtla (32) (3)Diğer yanda yasa-yönetmelik muğlak maddelerinden adaylığı engellenmeye çalışılan İmamoğlu.
Eyyy Hukukçular; muglak yasa-yonetmelik ihlali mi, yoksa açık anayasa maddesini ihlal mi?diye sorsam cevabınız ne olurdu
Bir Anayasa yürürlüğe girince eskisi "kadük" olur.
Yanıtla (2) (13)"Biz eskisini tanırız, ona göre hareket ederiz" diyemezsiniz.
Hiçbir kanun "makabline şamil" değildir ve olamaz. Örneğin eski Anayasa'ya göre Abdullah Gül'ün ikinci bir kere seçilmesi yasaktı, şimdi serbesttir. Adaylığını koyarsa ikinci değil "birinci hakkını" kullanmış olacaktır.
Evet, bu durumda Erdoğan üç dönem başkanlık etmiş olur ama yürürlükte olmayan eski Anayasa'ya göre, yani bunun bir anlamı yoktur.
Onun için, gelin siz hesabınızı 2028'e göre yapın.
Yanıtla (2) (11)2028'de Erdoğan adaylığını koyamaz, bu açıdan rahatsınız.
Fakat sizi hep suya götürüp susuz getiren Erdoğan size gene bir madik atarsa...
Diyelim 2027 ortalarında, Meclis'te yeterli çoğunluğu da bulursa, ya Anayasa'nın o maddesinin o cümlesini değiştiriverirse? Halk da bunu onaylarsa?
Cumhurbaşkanlığına aday olma sayısındaki kısıtlamayı kaldırırsa?
Ne yapacaksınız? "Tanımayız" mı diyeceksiniz?
Evet 360''ı bulursa erken seçim (yenileme) her zaman mümkün. Tek tek siparişle bu iş olmuyor. İmralıyla birlikte DEM'lenmesi sorunu çözer. Bu olursa tabanı DEM'i bitirir. Çok ayaz yediler. Barajı bile aşamaz.
Yanıtla (1) (1)Sn.Ebu Ahmet hani demişler ya o.s.. mi öğreteceksin diye her seçim dönemi kırparız ömür boyu aday olur ne demek görev sürem dolmadı adayım mantığı bunların aklına gelen şeytanın aklına gelmez bunlar şeytana pabucunu ters giydirir yarım yarım nereye kadar..
Yanıtla (3) (0)Yazar zorlasa da okuyucu pek aldanmıyor. Muhtemelen arkadaki zihniyeti görüyor. Kurtulamadık şu taşralı şark zihniyetinden.
Yanıtla (2) (0)Sayın Oğur, Bu konuda yazılmış en detaylı yazı. Bilgilendirme için teşekkür ediyorum. Sen bir gazetecisin.
Yanıtla (5) (3)Adam hallını kullanmış. I. Ü de kabul etmiş. Böyle saçma sapan soruşturma mı olur. Buna inanan enayi çok mu olur.
Yanıtla (8) (0)İmamoğlu en azında 2,5 yıl süreyle İstanbul Üniversitesi gibi bir kurumdan lisans eğitimi sonrası sınavlara girerek fiziki bir diploma almış. Üstelik üzerine bir de yüksek Lisans (master) yaparak sertifikasını hak etmiş. Mesleki formasyon yönünden bir eksiği yok görünüyor. Doçentlik süreçlerini tamamlamış birinin düz uzmanlığının sorgulanamayacağı gibi. Tartışma formalite tarafında. Boş işlerle meşgul ediliyoruz. Eğitimli insan kazanmak esastır.
Yanıtla (6) (0)Vay be!30-40 yıl önceki uygulamaları bugünkü mevzuata dayandırarak sorgulamak ve yargılamak zeka ve akıl üstü bir durum olsa gerek.O yılarda yatay geçiş yaparak ve diploma alarak okul bitiren ve birçok alanda iş yapan yüzlerce insanında diplomalarını iptal etmeleri gerekir ki tam bir kaos olur.Zaten istedikleri tam da bu.
Yanıtla (4) (1)Hiç kimsenin aklına gelmeyen bir konu daha var şu anda yüzlerce eczacı var hepsi bulgarstanda denkliği olmayn adı sanı belirsiz okularda hatta sözelciler bile eczacılık okuyup geldiler ve eczahane açtılar
Yanıtla (3) (0)Ortada hiçte eşit bir durum yok sayın Yıldıray bey.Üstelik Imamoğlu'nun diploması var ve geçerli.O günün İst.Üniv.yetkilileri yatay geçişi kabul etmiş ve İmanoğlu'la beraber 11 kişi geçiş yapmış.Burda sahtekârlık veya evrakta sahtecilik var mı.Sapla samanı lütfen karıştırmayın ve de adil olun.Imamoğlu'nun diploması %100 geçerli o günün şartlarına göre.Zihinleri bulandırmanıza gerek yok.
Yanıtla (5) (1)Bugünkü Türkiye'de parası olan lise diplomasiyla balka n ve doğu Avrupa ülkelerine gidip tıp okuyup geliyor Bizzat şahidim romanyada tıp okuyup gelen birini doktorluk yapiyor şimdi ya Suriyeli doktorlar Afganlı doktorlar akp döneminde işin çivisi çıktı YÖK birşeyler yapmali
Yanıtla (3) (0)Alakasız olacak biraz ama bu Kıbrıs' dan bu ülkenin hayrına bir şey çıkmış mı merak ediyorum. Kumarhaneler, mafyalar, apartman üniversiteleri, bir teledolandırıcılık merkezleri eksik.
Yanıtla (1) (3)Sistemdeki eksiklikten herkes gibi Imamoğlu da aleni olarak istifade etmiş, bir sahtekarlik yok , yani hukuken suçlanması gerekmiyor ama bu pilav daha çok su kaldırır!
Yanıtla (2) (0)Sayın yazar, oldukça detaylı yazmışsınız, diğer diploma için de aynı detayı yazarmısınız. Üniversite giriş imtihanından başlayıp mezuniyete kadar belgeleri ile yazın ki biz de aslını bilelim.
Yanıtla (60) (2)Yazar İmamoğlu tarafından ihya edilecek görürsünüz.İki benzemez olayı (Erdoğan diplomasi ile İmamoğlu diploması) benzeterek işi magazinsel ve basit siyasi rövanşist bir basitliğe soktu yazar..Fakat yök ve eski YÖK hukukçularının bugünkü söylemlerini dikkate almamış bilerek.Halbu ki merdiven altı üniversitelerden sayılan yani YÖK e göre devlete göre üniversitesi sayılmayan bir merdiven altı eğitim yuvasıni avukatlar YÖK sonradan geçiş şartlarını oluşturduğundan geriye gidilmez özetle ama üniversi
Yanıtla (9) (12)Günün sonunda elimizde iki cumhurbaşkanı adayı ve iki diploma var.
Yanıtla (30) (1)Sonuçta durum eşitlenmişe benziyor.
Hukuku zorlayıp bu eşitliği bozmaya gerek yok. Yıldıray bey: Size hiç yakışmadı nalına mıhına.
Haydi yanildik, yenildik, diplomasini gormedigimiz, universite yasami hakkinda da
Yanıtla (15) (26)hic bir bilgiye ulasamadigimiz birisini
Cumhurbaskani yaptik.
Kabul, olan oldu.
Ama, yetmedi, simdi de diplomasini gordugumuz, fakat pek adillikle bagdastiramadigimiz birisini CB adayi yapmaya calisiyoruz.
Neden,
IU Hukuk Fakultesi' nden “kapi gibi” diplomasi olan Mansur Yavas’i aday yapip tartismalari bitirmiyoruz ?
Illa ki zoru sececegiz.
Ah bu CHP yok mu ?
Onun basinin altindan cikiyor hep bu
Neden İmamoğlu müsabaka dışına itiliyor Mansur Yavaş'ın önü açılıyor, daha doğrusu neden iktidar onun aday olmasını istiyor.
Yanıtla (14) (3)Akp ve mhpnin yedek cebi iyi partiden herkesin ibret alması ve milliyetçi türevlere şüpheli yakaşması gerek.
Size katılmıyorum.
Yanıtla (4) (10)Imamoglu'na yapılanları da görüyorum.
Imamoğlu aday olsa da, olmasa da Mansur Yavaş
CB seçimine katılacak,
ve kazanacak.
Eminim.
Aynen yazarımızın yazdığı gibi... Yalnız İmamoğlu ben takım kurarım çift kale maç yaparım diyor ha!
Yanıtla (2) (2)Tavla oynayacak arkadaşı olmayan da var diyor.
İmamoğlu 1-0 önde bence diploma işinde.
Ama öte taraftan 6-0 mağlup olma tehlikesi devam ediyor. Bakalım ne olacak!
Birilerinin arkadaşı olmayabilir ama en azından sahte belgelerle geçiş yapmamıştır. Ayrıca birilerinin arkadaşı yok ama asteğmen olarak askerliğini yaptığını herkes biliyor.
Yanıtla (4) (4)"İmam-ı Azam Fıkhı Ekber Şerhi" kitabında şöyle bir cümleye rastladım. Ahmet Bin Hanbel diyor ki, "Ben, Kadı el-İmam'ın; 'Bir kişi hasmını utandırmayı ve rezil etmeyi murad ederse kafir olur' dediğini işittim. Fakat bana göre böyle hareket eden kimse kafir olmaz, ama küfre düşmesinden korkulur." Böyle bir sözü ilk kez işittim. Hiç yapmadığım halde korktum. Hepimizin dikkate alması gereken bir söz diye düşünüyorum
Yanıtla (2) (0)Durum hiç de eşit değil. Birinin diplomasi var ve evrakı tam. Birinin diplomasi ortada yok ve evrakı da yok. Ama atı alan Üsküdar'ı geçti, değil mi?
Yanıtla (31) (4)Ticari ilimler üniversite futbol kulübünde resmini mi sayayım, kantinci olarak asteğmenliğini mi sayayım, gece derslerine gelip gittiğini mi sayayım. Yıllarca diplomasız dediniz durdunuz olay kendinize gelince nasıl kıvırdınız ama değil mi? Kaldı ki sorun Ekrem'in diploması değil. Diplomayı hukuka aykırı almasında. Kimse Ekrem'in diploması yok demiyor.
Yanıtla (5) (4)Geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu diploma meselesini kapatabilirdi çünkü kendisi Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi mezunu. 1970 öncesi 3 yıllıkmış ve özel okul aslında. Eğer Kılıçdaroğlu burs almadıysa paralı okumuş. Yusuf Halaçoğlu, "Cumhurbaşkanı olmak için 4 yıllık fakülte mezunu olmak gerekir, derken; Kemal Kılıçdaroğlu 3 yıllık mezun, 1970 sonrası mevzuat değişikliği ile (yapay zeka'ya sordum, doğrulamadım) İktisadi ve Ticari İlimler 4 yıllık okullar olmuş. İkinci bir husus, Kemal Kılı
Yanıtla (2) (2)Maalesef bazı üniversite yönetimlerinin bu uygulamalarda gevşek davrandığı hatta suistimal ettiği düşünülebilir.Ancak burada verilen diplamanın iptal edilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte Cumhurbaşkanlığına aday olmayı düşünen bir siyasinin yasal olarak sorun olmasa da, puanının tutmadığı bir üniversiteye farklı bir yolla girip diplama alması da etik değildir.
Yanıtla (10) (10)İzlanda standartlarında evet. Keşke memleketteki etik düzeyi bize bu ve bunun gibi konuları tartıştıracak seviyede olsa.
Yanıtla (14) (1)İmamoğlu ogünkü yüksek öğretim mevzuatının kendisine tanıdığı hakkı kullanmış. Burada etik olmayan bir şey yok. Üniversitedeki notları yönetmeliğin 5 maddesindeki yatay geçiş koşullarını sağlıyor, yatay geçiş için asıl olan bu. Yönetmeliğin 7 maddesi kontenjanların dolmaması durumunda üniversite giriş sınavında başarılı, ancak üniversitede bocalıyan öğrenciler için tanınmış bir hak.
Yanıtla (9) (1)Yine "kısa devre yapan" zorlamalı duruş yazılarından biri. Güya objektif bakılacak ya, suya sabuna dokunmayıp zıpkınlama yaparken bulanık suda zihni bulandıran, net olmayan hatta taraf olan düşünceler. Taraflı. Öteki tarafa pek yakışıyor.
Yanıtla (25) (2)Yani sonuçta yazara göre bir üniversitede okumak ve mezun olmakla hiç okumamak ve mezun olmamak aynı öneme sahip. Eşitliğin bozulmamasından kastı bu mu?
Yanıtla (17) (0)Öyle kalaylı bir söz geliyor ki. Yahu bunu yapanlar utanmaz insanlar toplumdan dışlanması yüzüne bile bakılmamadı gerekiyor. Nasıl itibar verirsiniz.
Yanıtla (0) (0)Dalavere çevirerek diploma almış ise bu diploma ile hakkı olmayan bir menfaat elde etmişse mutlaka hesap sorulmalı.Sahte doktorun avukatın eczacının diploması nasıl iptal ediliyor meslekten men ediliyor ve üstüne de ceza veriliyorsa bu siyasiler içinde geçerli olmalı .Burada sorunu çözecek diplamayı veren üniversite derseki bu diplomayı bu adam hak etti ben verdim altındaki imza bana aittir der diploma geçerli der veya geçersiz der sorunu çözer.Şimdide dipiloma dert oldu.
Yanıtla (0) (0)Bizde siyaset normal insanlarla değil, kurnaz insanlarla yapılır. Bu kurnazlık, Doğu-Batı arasında şaşkın kalmamızın sonuçlarından biri olsa gerek. Ya normal insanlar daha cesur davranıp sahneye çıkacaklar ya da kurnazlarla yolumuza devam edeceğiz...
Yanıtla (1) (0)Bir gazetecinin görevi doğruları yazmaktır nihayet gerçekleri görmeniz sevindirici bir iktidara şunu sorsanız bütün spor branşlarında yabancı sporcu bizim çocuklarımız spor branşlarında türbundemilyonlarca dolar boşa gidiyor son on yılda kaç milyon dolar para yabancı sporculara verilmiş bir sorsanız iktidara başarı varmı yok sporcu yetişmismi yok salonlar boş aileler kendi çocuklarını sahada görmek istiyor amatörde bile yabancı yuh artık sayın yazar bekliyoruz bu konu hakkında yazınızı saygılarl
Yanıtla (2) (0)Gazeteciye yazmaya sıra gelmiyor ki. Bir o bir bu diploma, kongre asılsız yolsuz vs.. şimdide çıktı saat meseli
Yanıtla (0) (0)Göster saatin faturasını belgesini (belgesi olur mu p.. hikayesi meşhur) de.
Olmadı reddedip almayan birini çıkar tv ye. Daha mı şerlok hıolumusluk yapmak mı istiyor sun? Saat içine çip takmışlar de at bi yalan:))
Su iki durumu esit gostermeye calismak, ortada bir universite fotografi universite arkadasi olmayan kisiyle, hakkiyla yatay gecis yapmis universiteyi bitirmis ve yuksek lisans yapmis kisiyi , eveet artik durum esitlendi demek nasil bir hadsizlik ve hak yemektir…
Yanıtla (28) (6)İnternete girsen Erdoğan'ın diplomalarını ve belgelerini görürsün, yedek subaylık yapmış birine askerler de aldatılmış diyorsun, kaç kişi televizyonlara çıktı daha geçen sene beraber okudukları biri Hlak TV dekileri "ben 4 yıl Erdoğan"la beraber okudum dedi ve hepsinin ağzı açık kaldı. Yalanlara inanırsan sen de yalancı olursun, ama Türkiye'de yalan söyleyenler ne ceza alır ne de mahçup olur. Sizin gibiler de onların tyalanlarını yayarsınız.
Yanıtla (2) (1)Liyakat in belgesi DİPLOMA dır bu gün ve bundan sonra. Tecrübe bir tercihtir işe alan, kendine vekalet eden açısından Örnek vekil bakan hükümet.
Yanıtla (2) (0)İlk okul mezunu birinin ülke yönetmesini savunmak ahmak görünümlü uyanıklıktır yerse:( yeme kardeşim sende. Seni tehdit mi ettiler ONA OY VER diye?
Artık diploma e devlet te…
Şimdilerde üniversite giriş puanı istemeyen, sadece lise diploması ile öğrenci kabul eden Makedonya, Bosna, Azerbaycan VS ülkelerden mezun bugün üst düzey yönetimde yer alan onlarca Dr, mühendis, işletme VS mezun var parası olan düdüğü çalıyor
Yanıtla (21) (0)İmamoğlu’nun kapı ve tapu gibi diploması var ve görüyoruz.Ama Erdoğan’ın yok,çıkarsın da görelim.
Yanıtla (22) (6)yani ilk diploma krizi de sahte ve gereksizdi diyor yazar...cok ilginç..
Yanıtla (20) (0)Memleketin yığınla sorunu varken İmamoğlu'nun diploması bu sorunlardan daha önemli hale getirilmeye çalışılıyor...Bana ne bunların diplomasından...Buna yargı baksın...
Yanıtla (14) (0)Bütün adaylar başvuruya esas evrakı müspitelerini ihzar ile muhakkiklerin tedkiklerine arz etsinler hodri meydan.
Yanıtla (4) (0)Siyasette etik değerlerin önemli olduğu dönemlerden Amerika'dan iki örnek: Başkan Kennedy'nin kardeşi senatör Edward Kennedy o tarihlerde ABD'nin en popüler siyasetçisi olmakla birlikte Harvard'da öğrenci iken kopya çektiği için Başkanlığa aday olmaya cesaret edememiştir.Keza, Nixon Watergate davasında, esas olarak yalan söylediği için Başkanlıktan istifaen düşürülmüştür.
Yanıtla (2) (0)Elimizde iki cumhurbaşkanı adayı ve iki diploma sorunu yok aslında. Diplomalardan bir tanesi ve adaylardan bir tanesi şimdilik sorunsuz.
Yanıtla (23) (0)İmamoğlu için Curing oyunu benzeri bir ön açma silsilesi mevcut. Bi değişik durum.
Yanıtla (5) (0)Sayın Oğur,
Yanıtla (24) (2)Aşağıdaki cümleleriniz gerçeği yansıtmıyor, eşitlik falan yok.
“”Sonuçta durum eşitlenmişe benziyor.
Hukuku zorlayıp bu eşitliği bozmaya gerek yok.””
Sizi okudukça sevmiştim ancak son haftalarda yazdıklarınız, orijininiz her neyse demokrat yönünüze karşı ağır bastı.
Sadece diplomalar yer değiştirmedi karşılıklı iddialar da yer değiştirdi.
Yanıtla (5) (1)Son cümle ne anlatiyor.Yani her ikisi de savlarında haklı mı ? diyorsunuz.
Yanıtla (3) (0)Atı alan üsküdarı geçti diyosunuz ama birbirinden çok çok farklı iki olgu....ortak yönleri diploma...herkes insan deyip herşeyi mübahmı göreceğiz....Ekrem İmamoğlu na düşük puanla yatay geçiş imkanı tanınması o zaman üniversitede asistandım üniversite kurullarının kararı ile oluyodu ve o zamanda bunlar konuşuluyordu....Yani sorumlu öğrenci değil kararı veren alan akademik kurul.Diğer yanda ise o zaman 3 yıllık bir yüksek öğrenimin diplomasının 4 yıla evrimleştirme çabası var.
Yanıtla (9) (2)Durum eşitlenmedi. Yazar çalma kapını çalarlar kapını demeye getirmiş. Birisi münferit bir mesele diğeri idarenin mevzuat geri yürütülemez esasına dayanıyor. Ben size üçüncü bir konuyu daha ortaya koyayım. Hulusi Akarın kızı biyoloji bölümünden tıp bölümüne geçti. Üstelik geçtiği tarihte açık hüküm var. Bu hükme rağmen geçti. Nice sonra itiraz edildi ? Ne dedi mahkeme? İdareden kaynaklı hata, kazanılmış hakkı alamaz. İmamoğlunun durumu buna da benzemez.
Yanıtla (22) (0)Hiç
Yanıtla (0) (0)Herkes kendi görevini yapsa
Kendi işini bırakıp başkasının işiyle uğraşma buna denir herhalde
Allah adamın gözünü korkutmasın bir kere. Ne kadar heybetli olursa olsun korkmuş besbelli. Haksız sayılmaz. Bir değil iki değil üç değil dört defadır AKP ye meydanı dar eden bi Pehlivan var.Bu yüzden Er meydanına çıkmamak için elinden geleni yapıyor.
Yanıtla (14) (2)Ekrem İmamoğlu ile birlikte 51 kişi aynı yıl ve aynı üniversitete yatay geçiş yapmışlar. Ne hikmetse sadece İmamoğlu’nun diploması inceleniyor. Burada büyük bir ard niyet var. Diğer 50 kişi demekki AKP üyesi oldukları için kurtulmuşlar boş inceleme ve soruşturmadan.
Yanıtla (19) (1)Sayın yazar taraflı yazmışsın. Varla yoku esitlemissin.
Yanıtla (23) (1)İki diplomadan imamoglunun diplomadi gerçek sonuçta okulaa gitmiş ve mezun olmusikincinin nerde nasıl okuduğu ispatlanamiyor hangi üniversite ise bir türlü diplomayı bulup ortaya cikaramiyorlar Yani durum eşit degil
Yanıtla (22) (1)Objektif yorumunuzdan dolayı sizi tebrik ediyorum sayın Yıldıray Oğur, bakış açısı mükemmel, vakit kaybına karşı yazılmış bir yazı
Yanıtla (3) (8)Durum nasıl eşitlenmişe benziyor?
Yanıtla (17) (2)Birincinin hem sağlam bir diploması hem de sınıf arkadaşları yok. İkincisinin ikisi de var.
Durum eşitse,
Yanıtla (8) (3)Ticari ilimler akademisini İÜ işletme fakültesi diye sunulmasının hukuki alt yapısını da aynı bu açıklıkla anlatın lütfen.
Biz de işin gerçeğini bilelim. Boşuna suizan etmeyelim...