Liderlik ne çok yakıştı A.Demirspor’a

İster maç fazlasıyla olsun, isterse sürece yorumlansın Adana Demirspor, ligin değişmez lideri oldu…
Güney’in güçlü ekibi, F. Bahçe’nin maç sonucunu beklemeksizin 10 maçta topladığı 21 puanla bu hafta da zirvedeki yerini korumayı garantiledi…

Mavi-Lacıvertli ekip, İtalyanların efsane golcüsü Mario Balotelli ve Tayyip Talha’nın da bulunduğu pek çok oyuncusu ayrılmasına rağmen gücünden hiç bir şey kaybetmeden daha da emin adımlarla yoluna devam ediyor…

***

Aralarına katılan yeni oyuncular da ayrılanları aratmadı, hatta gittikçe lige ısınan takımı daha da ilerilere taşıyorlar…

İtalyan hoca Montella yönetimindeki A. Demirspor, hem istikrarı, oynadığı pozitif futbol, hem de aldığı sonuçlarla alkış topluyor… Rakiplerinin de korkulu rüyası olmaya devam ediyor…
Başkan Murat Sancak ve yönetimi, Balıtelli gibi şöhretli transferleriyle dünyada da ses getiren çok güçlü bir ekibi piyasaya sundu…

***

Ligin gizli lideri olarak kabul edilebilecek F.Bahçe ve Başakşehir, eksik maçlarını kazanırsa ligde ilk 2’de yer alacak, A. Demisrspor da 3.sıraya inecek…

Şampiyonluğun iddialı ekiplerinden Beşiktaş, 19, Trabzonspor yine Konyaspor 18’er puanda. Her 3 takım da 10’ar maçını tamamladı…

Dolayısıyla eksik maçları yok… 1’er hafta dinlendiklerinde otomatikman 3’er puan kaybetmiş olacaklar….

Dolayısıyla herhangi bir takım, puan farkını en az 4’e çıkarmadıktan sonra bu garabet ligin de açık gizli liderlerini ve sağlıklı lig sıralamasını net olarak göremeyeceğiz…

Biraz topal, biraz da kör topal bir lig

Ligimiz topal bir lig… Uzun süre 18 takımla oynatılan ve ideal bir sayıyla oturmuş bir lig görüntüsü veren Süper Lig, bir süredir kör topal pusulasını şaşırdı…

Pandemi sürecinde düşmenin kaldırılması, ligimizin dengesini allak bullak etmişti… Kaç yıldır da yeniden normale dönmeye çalışıyoruz…

Bu sebeple de puan tablosuna bakıldığında gerçekçi bir analiz yapılamıyor… Varsayımlara göre konuşuluyor, elde kalem hesap kitap yapılıyor…

***

Niye?… Çünkü pandemi süreci bahane edilerek ligin işleyişi bozuldu, topal lig haline getirildi…

Asla bir daha popülist davranılmayacağı sözü verildiği halde sunni bir teneffüsle ligin encamı bozuldu…
Oysa biz bu dış müdahaleleri ihtilal sürecinde görüyorduk, bir de özerklikten önce yargı kararlarına açık olduğunda yaşıyorduk…

Futbola emir komuta içinde 1980 darbesi

1980 İhtilali’nin lideri Kenan Evren, sırf Ankaragücü’nü 2.Lig’den 1.Lig’e çıkarabilmek için futbolda da darbe yapmıştı…

Önce rakibi Boluspor’a karşı zorlamayla Türkiye Kupası finalini manipüle ederek Ankaragücü’nü kupa şampiyonu yapmıştı…

“Netekim, kupayı kazanan bir takımın 2.Lig’de ne işi var” diyerek A. Gücü’nün 1.Lig’e alınmasının talimatını vermişti…

***

Zamanın TFF Başkanı emir komuta zinciri içinde göreve gelen General Merhum Yılmaz Tokatlı Paşa ve yönetimi de yönetmeliği değiştirerek “2.Lig’deki bir takım Türkiye Kupası’nı alırsa, otomatikman 1.Lig’e çıkarılır” maddesini ekledi ve talimatın gerekçesi de hazırlanmış oldu…

1.Lig’i garantileyen Türkiye Kupası Şampiyonu Ankaragücü’ne bir paye daha verildi…

***

Kenan Paşa, Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın adını da Devlet Başkanlığı Kupası’na çevirerek Ankara takımına kazandıracaktı…

Asker paşanın, albay genel müdürü ve general federasyon başkanı olur da asker hakemi olmaz mı?… Olur tabii ki o da Astsubay Talat Tokat’tı ve komutanının talimatlarına harfiyen uyarak görevini yaptı…
O yıllarda ortalığı kasıp kavuran 1.Lig Şampiyonu Trabzonspor, Ankaragücü’ne 1-0 mağlup oldu ve bir aşama daha başarıyla gerçekleştirildi…

***

Aslen F. Bahçe’li olmasına rağmen Başkent’e özel bir önem atfeden Kenan Paşa’nın kupa töreninde keyfi yerindeydi…

***

A. Gücü’ne kupasını verdi, peşinden de Astsubay Talat Tokat’ı kutladı, o da selamını çaktı ve “Emriniz olur Paşam” dedi … Bir hikaye böyle tamamlandı…

Ancak ertesi yıl da 16 olan takım sayısı 17’ye yükselmiş ve topal bir lig oynanmıştı…

***

Yıllar sonra topal bir lig yaşanıyor… Bunun getirdiği bin bir çeşit sorun var. Takım sayısı çok fazla olunca 18 takımla 34 hafta süren lig, 22 takımla tam 40 haftalık yorucu ve çekilmez bir maceraya dönüştü…

Hem organizasyonu düzenleyenler yoruldu, hem oyunun tarafları.

Tabii zaten hafta arası Avrupa ve Türkiye Kupası maçları oynayan takımlar bir de lig maçı oynamak zorunda kaldı…Bu da herkese gına getirdi…

Müdahalenin sancıları sürüyor

Yani, devre arası ve yaz tatili yapamayan, ana baba ve çocuklarına, ailesine, zaman ayıramayan hocalar, futbolcular ve hakemler…

Kademeli bir şekilde takım sayısını azaltan federasyon da sorunu çözmeye çalışıyor…
Olan da sahadaki aktörler gibi, taraftarlara, gazeteci, yorumcu ve televizyonculara oluyor…

***

Topal ligin güzel tarafı da var. İşte bir Anadolu takımı Adana Demirspor’u, liderlikte ağırlıyoruz…

O kadar güzel ki, Bursaspor’un şampiyonluğundan sonra ümitlenen yeni takımların çıkması… Konyaspor da sürekli zirveyi zorluyor…

***

Hatta Ankaragücü… Keşke asansör takım olmasa, sürekli çıkıp düşmese de kalıcı başarılara kavuşup bunu da şampiyonlukla taçlandırsa…

Başkentinden şampiyon çıkaran ülkeler arasına katılsak…

Hani içlerinden biri, bir kaçı da aralarda ipi göğüslese de ligimizde çokseslilik dönemi olsa… Türk futbolu renklense….

Aslında bu silkinişleri ona yoruyor ve gelecek adına da ümitleniyoruz… İnşallah da olur…

Sen ne güzel bir adamsın Yusuf Yazıcı...

Sen ne güzel bir gençsin Yusuf Yazıcı, helal olsun sana….

Kazanma uğruna her şeyin mubah kabul edildiği ligin bu gergin rekabet ortamında ‘fair play’in de adamlığın da, sportmenliğin de en güzel örneğini sergiledin.

İstem dışı yapılan bir hareketten de pişmanlık duyulacağını, özür dilenebileceğini gösterdin…
Geceye damga vuran, yürekleri serinleten, sinirleri dindiren, tribünleri yatıştıran bir hareketle alkışı da, övgüyü de hakkettin.

Yangına körükle giden yönetici-antrenör ve futbolculara da örnek olsun. Sana helal olsun…

***

Rakip takıma, taraftarına sempatik olabilmenin, Türkiye’ye en güzel mesajı verebilmenin formülü buydu…

Kendi takımından, hoca ve arkadaşlarından ve de taraftarından da özür dileme vazifesi olduğunu kızaran, takımı eksilten ama hiç rahatsız olmayan futbolculara da hatırlattın…

Üstelik kendi camianın da gönlünü kazandın… Türkiye’ye güzellikler adına güzellikler kattın…

***

Avrupa’dan sonra şımarmadığını gösterdin…Belki performans olarak henüz kendini bulmadın ama en kısa zamanda çok daha başarılı bir Yusuf olacağının işaretini verdin…

Yeniden Avrupa’ya dönüşün, Lille’in bile ötesinde daha büyük takımlarda, dev kulüplerde forma giyebilecek bir performansa tırmanmanın gereğine vardın…

Avrupa’ya daha güçlü dönmelisin

Senin sağlam mayanı oluşturan ana-baba, ailen tebrikler…

Başta Sadi Tekelioğlu olmak üzere yetiştiren hocalarını ve koruyup kollayan Trabzonspor’da yıldız olmanı sağlayan merhum Özkan Sümer ve emeği geçen bütün teknik adamları da mahcup etmedin…
Böyle devam et Yusuf…

“Avrupa’da tutunamadı, Türkiye’ye dönmek zorunda kaldı” denen futbolcular olmanızı asla hazmedemeyiz…

***

Seni uzun yıllar Trabzonspor’da , Avrupa’da ve Milli Takım forması altında alkışlamak istiyoruz…

Yusuf Yazıcı’yı, Dünya Şampiyonu olan Trabzon Erdoğdu Lisesi’nin kaptanı ve kupanın gol kralı olarak tanımış ve çok sevmiştik…

Bu başarıyı, büyüklerde, büyük takımlarda ve en büyük şampiyonalarda da tekrarla… Hadi görelim seni…

YORUMLAR (4)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
4 Yorum