İki korku çarpışırken
Başlığı Taha Akyol’un, “İki Korku Çarpışıyor” yazısından aldım. Akyol, fevkalâde endişe veren şu manzaraya dikkat çekmiş. Türkiye’nin yarısı, muhâlefeti kastederek, “Rabbim bizleri bunların eline düşürmesin!” derken diğere yarısı, iktidarı kastederek “Rabbim bizleri bunların elinden kurtarsın!” diye duâ ediyor.
Akyol, Özgür Özel’in medya gruplarını şikâyet etmesini eleştiren Erdoğan’ın, Türkiye’de medya gruplarının adlarını vererek boykot çağrısı yapan ilk politikacı olduğunu da hatırlatmış.
Maalesef her gelen iktidarın öncekinden intikam aldığı ülkemizde bu böyle sürüp gidecek.
Peki iki taraf da birbirinden böylesine korkarken nasıl oluyor da “Yeter artık!” diyerek isyan edebiliyor?
Açlık Oyunları filminde Başkan Snov, geleneksel açlık oyunlarının kurucusuna şöyle diyor:
"Umut, korkudan güçlü tek duygudur. Biraz umut etkilidir. Fazlasıysa tehlikeli. Kontrol altındaysa bizi tatmin eder."
Zâlim ile mazlûm arasındaki ilişkide, umûdun çokluğu, zâlimi zora sokar. Bu yüzden kontrol altında tutulmalıdır. "Umut, eziyetin süresini artırır." diyor bir düşünür. Dolayısıyla ezenin de tatminini. Ezilenlerin, biraz umûda kapılarak ezeni tatmin etmesi, âdeta tanrılaştırması gerek. Oyunun kuralı bu. Ama eğer umut, artar ve tehlikeli hâle gelirse yok edilmelidir. Nasıl mı? Korkutarak elbette.
Yâni oyunu öyle kur ki ezilenlerin umûdu olsun ama az olsun. İsyan fikri oluşturmasın. Kısacası umûdu korkudan güçlü kılan, kendisi değil; ne kadar olduğu. Az umut, zâlimi; çok umut, mazlûmu güçlendirir.
Demek ki umûdun güçlü olması, korkmamaya bağlı. Korkunun esiri olursan umut edemezsin. Hak aramak, çok umut ve az korku (veya korkusuzluk) sâyesinde olur.
Batman üçlemesi ve Yüzüklerin Efendisi serisi, batılılara özellikle korkmamayı telkin etmek için çekilmiş filmlerdir.
Peki bizde durum nasıl?
Çok şükür ki “Korkma!” diye başlayan bir İstiklâl Marşımız var. Daha ilkokula başlamadan dinlediğimiz, okulda sürekli okuduğumuz marşımızın bu kelimeyle başlaması, muhteşem bir şey. Gelmiş geçmiş bütün iktidarların toplumu korkuttuğu, sindirdiği bir anda karşısında “korkmuyoruz” diye dikilen kitleleri bulması, başka nasıl açıklanabilir? Demokrasiden uzaklaşan iktidarların eline fırsat geçse başka bir marş isteyeceklerine eminim. Nitekim geçmişte bunun denemeleri oldu.
Umutlarımızı artıran, korkularımızı azaltan bir bayram geçirmemiz dileğiyle…















huzur-u kalb ile namaz kılınması ilacınız, yaranıza merhem olacak mı? Yerine kendinizi koyarak bir yazı kaleme alabilir misiniz?
Yanıtla (0) (0)İyi bir yazı. Teşekkürler.
Yanıtla (2) (0)İtaatçi toplumlar ile konuşan eleştiren toplumların durumu ortada. Fazla lafa gerek yok
Yanıtla (5) (0)Tayyip ne badirelerden geçti yahu. Atı alan üsküdarı geçti.
Yanıtla (3) (1)