Doğanın işletim sistemini sorgulayan adam
Geçen hafta kuantum mekaniğinin temelleri konusunda Albert Einstein ile Niels Bohr arasındaki tartışmayı özetlemeye çalıştım; Einstein’ın tasarladığı bir düşünce deneyini anlattım.
Bu tartışmada Niels Bohr ve arkadaşlarının geliştirdiği “Kopenhag Yorumları” bir nevi galip geldi; çünkü aslında yenilmedi. Ve kısa zaman içinde Kopenhag Yorumlarını sorgulamaya kimsenin cesareti kalmadı.
Niels Bohr’a göre iki tane fizik vardı. Biri kuantum fiziği, diğeri ise genel görelilik dahil geri kalan her şeyi içine alan “klasik fizik.” Bu iki fizik birbiriyle çelişmiyordu; birbirini “tamamlıyor”du.
Bohr ve arkadaşlarının bu görüşü bir çeşit dogmaya dönüştü; onları sorgulamaya kalkanların fizik kariyeri sona eriyor, bazıları sürgünlerden sürgünlere gidiyordu. Oysa bu “tamamlayıcılık” ilkesi son derece tartışmalı bir şeydi. Kuantum hakkında deney yaptığımızda deney araçlarımız o deneyi etkiliyordu, çünkü onlar da kuantum sistemlerinden oluşuyordu. Yani aslında “tamamlayıcılık” diye bir şey yoktu.
Kopenhag Yorumlarına ve kuantum alan fonksiyonu denklemine en büyük desteklerden biri, ünlü ve dev matematikçi John von Neumann’ın yaptığını söylediği kanıtlamaydı. Von Neumann gibi birinden onay alan bir matematiksel teori, elbette sorgulanmıyordu.
Oysa Von Neumann’ın kanıtlamasında ciddi bir hata vardı. Bu hatayı ilk olarak daha 1920’lerde bir Alman kadın fizikçi saptadı ama kimse onu umursamadı, Alman kadın da unutuldu gitti zaten.
Sonra aradan onyıllar geçti. Kuzey İrlandalı fizikçi John Bell, yayınlandıktan 40 yıl sonra Von Neumann’ın makalesini İngilizce okudu ve anında içindeki matematiksel hatayı gördü. John Bell, Albert Einstein’ın 1935’te yayınlanan meşhur EPR makalesini de neredeyse 30 yıl sonra okudu ve bir hazine bulduğunu ilk bakışta anladı.
John Bell, 1964 yılında bir yıllığına CERN’den Amerika’da Princeton ve Stanford’a geldiğinde ardı ardına kuantumun temelleri hakkında makaleler yazdı. Onun işini kaybetme korkusu yoktu; o zaman CERN’de önemli bir isimdi, ayrıca kuantumun temelleri onun ana konusu değil “hobi”siydi.
Bell aynı anda ve tek bir makaleyle iki şeyi birden başardı: Tartışmayı Einstein-Bohr tartışması olmaktan çıkarttı, Einstein-Einstein tartışmasına dönüştürdü ve EPR makalesini yazan Einstein’ın haklı çıkacağını umarak EPR’de anlatılan, benim de geçen hafta özetlemeye çalıştığım düşünce deneyinin laboratuvar ortamında yapılmasının bir yolunu buldu.
O deney, ilk olarak 70’lerin ortasında, sonra daha iyi şartlarda 80’lerde ve son olarak da mükemmel şartlarda 2012’de yapıldı. Her seferinde Einstein’ın EPR makalesindeki ana fikir yanlış çıktı. Kuantum alan fonksiyonu denklemi ve ona bağlı teori doğruydu; Einstein’ın en temele, fizik yasalarının yerelliğine (yani neden sonuç ilişkisine) indirgediği son savunma hattı çökmüştü.
Kuantum sistemleri söz konusu olduğunda neden-sonuç ilişkisi geçerli değildi; sonuç nedenden önce veya onunla eş zamanlı olarak ortaya çıkıyordu.
İşte bu yıl Nobel fizik ödülünü John Bell’in 1964’te tasarladığı bu deneyi 70’lerde, 80’lerde ve son olarak 2012’de yapan kişiler kazandı. Ödül aslında Bell’in olmalıydı ama o 1990’da hayatını kaybetmişti.
Bugün biliyoruz ki, kuantum mekaniğini Einstein’ın 1905’teki makalesine borçluyuz. “Kuantum dolanıklığı” adı verilen ve iki parçacığın birbirlerine ne kadar uzak olurlarsa olsunlar birbirlerini etkilemelerini de Einstein’ın yanılgısına.
Einstein’ın meşhur EPR makalesini okuyan yakın dostu Erwin Schrödinger (ki kendisi aynı zamanda kuantum alan fonksiyonu denklemini de bulan insan) daha 1936 yılında iki parçacığın ilişkisini “dolanıklık” olarak tanımlamıştı. Onun verdiği isim kaldı.
Aynı Schrödinger, “Kanıtlayamam ama doğanın işletim sistemi kuantum” diye yazmıştı Einstein’a. Evet öyleydi, doğa kesintiliydi ve o kesik kesik parçacıklar arasındaki ilişki de kuantumdu.
Fakat tabii, o kesik kesikliklerin alanına girdiğimizde, o seviyeye küçülmeyi başardığımızda çok acayip şeyler oluyordu. Örneğin bir elektron ansızın bir yerde beliriyor, sonra yine bir anda hop başka bir yerde ortaya çıkıyordu. Ortaya çıkan şey yeni ve bambaşka bir elektron muydu, yoksa ilk elektron muydu? Bu sorunun cevabını bile bilmiyoruz; belki bilmemizin çok önemi de yok.
Doğanın işletim sisteminin kuantum olduğunun John Bell tarafından kanıtlanması, bizi çok uç alanlara, çok yeni fizik anlayışlarına götürdü.
Bu yeni alanların başlıcasına “kuantum enformasyon teorisi” adı veriliyor. Doğanın temelinin dolanık kuantum parçacıkların 0 ve 1’lerinden oluştuğunu söyleyen teori.
Bu teori sayesinde kara delikleri başka bir gözle görüyoruz artık. Doğada görebileceğimiz en büyük kütleli varlıklar olan kara delikleri kuantum mekaniğinin yöntemleriyle anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyoruz.
Kuantum dolanıklığının sadece elektron veya kuantum seviyesinde değil atom, hatta molekül seviyesinde de var olabildiğini kanıtladık daha yakın zamanda.
Biz “Muhalefetin adayı kim olacak” diye çene yarıştırırken dünya kendini başka bir geleceğe hazırlıyor.















Ülkemizin boğucu ve yorucu ortamında bahsettiğiniz konular insanı mutlu ediyor. Konunun tasavvuf metafiziği yönünden de bazı benzerlikleri var, Tasavvuf metafiziği tüm varlıkların kuantum evrenindeki yapılarının ayanı sabite denen esma zuhurları olduğunu ve her birisindeki ilahi sırların sonsuzluğundan bahseder. Her zerrede tüm kainatın var olduğunu söyler. Başta Einstein olmak üzere kuantum düşüncesi maddeyi metafizik gerçekliğe yaklaştırmıştır fakat henüz maddeci görüşün ötesine geçememiştir.
Yanıtla (0) (0)Evrensel kanunlar, küçükte ve büyükte aynıdır. Bu suyun fiziksel ve kimyasal özelliklerinin, yapıtaşları olan hidrojen ve oksijende görülmemesi gibidir. Keşke evrenin işletim sistemi; programı; genetiği; Levh-i Mahfûz hakkında da yazsanız. Bilim insanlarına Levh-i Mahfûz’u inceledikleri gibi Kur’ân'ı da inceleyerek bilimsel bilgiye ulaşabileceklerini fark ettirmiş olurdunuz. Çünkü Kur’ân Levh-i Mahfûz’dandır. Bilimsel bilgiler Levh-i Mahfûz’u anlama çalışmalarıdır.
Yanıtla (2) (9)Böylesine önemli bilimsel bir konunun bazı insanların zihninde yaptığı çağrışıma bakınız: Kuranı incelemekmiş. Bu da başka bir zırva ama kapalı zihinlere bunu anlatamazsın.
Yanıtla (5) (5)Dogru bu..Kapali zihinler UMMU'L KITABI anlayamaz..Bir et,kemik yığınıdir insan ama ses cikar,görür ve yurur..Bunda bir ibret yok mu.?.
Yanıtla (1) (3)Sizin istediğiniz şeyi, ilahiyatçılar sağlayabilir. Ilahiyatçılar da kuantumla ilgili değildir. Aynen berber ile manav nasıl farklı işler yapıyorlar ise bu konuda öyle birşey.
Yanıtla (0) (0)Ahmet 61, bu konularla ilgilenmen gözlerimi yaşarttı. Sağolasın varolasın. Gerçi konu, çok ağır bir konu, üzerinde tartışmak bilgi ister. Mesela ben sadece okurum, bu mevzuları ve tartışamam. Saygılar.
Yanıtla (0) (0)Teşekkürler
Yanıtla (0) (0)"Kıyamet saati yaklaştı,ay da yarılmıştır"(kamer/1)Dünyanın geleceği nokta kıyamet'tir.İnsanın GELECEĞİ ağirettir.Muhddinn Arabi diyorki"Alemin her zerresi alemin bütunundedir.İnsan alemin bütün"tanelerinin"özetidir.Evrende insanı etkilemeyen ve insanın etkilenmediği hiç bir şey yoktur.Ve bu"taneler"ışık-ışınlarıdır.İnsan küçük evrendir
Yanıtla (3) (5)Eyvallah...Insan kainatin özü..Özün özü'de ise, Alemlerin yaratilis sebebi ..** levlake Levlak Le Ma Halektül Eflak **.. (Sen olmasaydın, Sen olmasaydın, ben âlemleri yaratmazdım”).. Hz.Sah'i Rusul s.a.v..Livau'l Hamd Sancagindan baska gidilecek ve varılacak,toplanilacak MENZIL YOKTUR...insanoglu Keramet'i Fenniye ile de vakıf oluyor/olacak bazi hallere....AllahuAlem..
Yanıtla (1) (5)Bilimsel bir konunun cevabı da bilimsel olur! bir cevap yazmak zorundamısın.
Yanıtla (0) (0)(2)Bu iki tablo arasındaki görünürdeki çelişki tamda mekanisistik dunya-gorusunun temelini tamda maddenin gerçekliği kavramını yerle bir ederek tümüyle umulmadık bir şekilde çözüldü.Atom-altı düzeyde,madde belirli yerlerde kesinlik içinde var olmaz,ama tersine varolma eğilimleri" gösterir.
Yanıtla (3) (2)İsmet Berkanın;Haftaya maddenin var olma eğilimi nedir?açıklamasını isterdim.
Yanıtla (0) (0)Maksadım,anlayanlar için birkaç alıntı paylaşmaktı.Anlamak işin en zor yanıdır
Yanıtla (4) (1)Hür irade var mı? Kuantum dolanıklığı bu konuda ne diyor?
Yanıtla (0) (1)(1)-Feritjof capra diyorki"Maddenin atom-altı birimleri sonderece soyut varlıklardır.Onlara nasıl baktığımıza bağlı olarak,bazen parçacıklar ve bazen de dalgalar olarak gözükürken......Sürekli olarak uzayda yayılan dalga tablosu kesin bir konumimleyen parçacık tablosundan tümüyle farklıdırdır.
Yanıtla (3) (2)Positif ve negatif Elektronlar birbirlerini yok ederler, çünkü birisi Madde diğeriyse Anti Maddedir. Yine Titan Atomun elektronuyla Hidojen Atomun Elektronlari arasinda birbiri hakkind bilgi aliş verişi yoktur. Yanliz Titan Atomun Elektronlari birbirlerinin hakkinda bilgi sahibidirler. Titan Atomun Elektronuyla Hidrojen Atomun Elektronlari Çift yarik delik deneyinde birbirlerini etkilemezler. Sadec ayni Elementin Atomunun Elektronlari çift yarik deneyinde birbirlerini etkiliyorlar.
Yanıtla (1) (0)Klasik fizik ORTODOKS görüş, Bilimin ortacagi da denebilir, ışık hizina kadar geldi ve durdu...Kuantum fiziği ise başka bir Çağ açılımı...Bakalim ömür yeter mi..?..
Yanıtla (0) (2)Güneç Kıyak'ın yazılarıyla burada yazılanlar tam bir paralellik arz etmiyor. Ama ortak noktaları şu: Bu dolanıklık denen şey tam olarak tarif edilemeyen, anlaşılamayan garip gizemli (biraz da metafizik?) bir olgu. Quantum klasik mantıkla anlaşılmazmış. İyi de başka mantık yok ki.
Yanıtla (0) (0)Netice; enerji sorunu çözülüyor mu? Fosil yakıttan kurtuluyormuyuz? Kısaca soruyorum, bir fikriniz var mı ?
Yanıtla (5) (6)Enerji sorunu cözulmek zorunda. Cözuluyor. Fosil enerjiden kurtuluyoruz. Bilim Insanlari. Fuzyon Enerjisi uzerine Cok ileri alismalari var. Dikkat ederseniz Rusya..ABD. AB.nin Ukraynada.ki ve Genel Ortadogu vb. Sava$in Temel nedenleri. Fosil. yakittan kurtulma sava$idir.. Ali Baba... Kisaca diyor ki Bahceyi. Ben Temizlemeye calisiyorum... Ali Riza kirletiyor.. Olmaz...
Yanıtla (2) (0)Arıza ,ben şuna inandım.Her şeyin arızalı zihniyeti bilime ilime gelişmeye karşı. Yazar diyor varoluş bilgisi,arıza gibi zihniyetler ise fosilde kalmış.Fosil zihniyet hiç değişmiyor maalesef.
Yanıtla (1) (2)Hikaye; gerçekten hikaye anlatıyorsun. Sorumun derinliğini kavrıyamamışsın, İsmet bey, ötekinin berikinin teorisini anlatıyor, bunların hepsi faraza bilğiler. İnsan hayatını bu gün şekillendiren enerji, bu sorunun net bilinip çözülmesi gerekir, benim sorduğum bu. Enerji tekil olarak nedir? Nerde sentezlememiştir, bütün enerji çeşitleri, ısının türevleridir, dersem aksini iddia eden buyursun yazsın. Öyle afaki konuşmayla olmaz, hikaye rumuzlu arkadaş..!
Yanıtla (4) (1)Birbirleriyle mekansal ilişki bulunmayan taneciklerin aynı anda aynı bilgiyi taşıdıkları kanıtlandı. Sıradaki aşama taneciklerden birine yüklenen bilginin diğer tanecikte de ortaya çıkması. Bu aşama da gerçek olursa yeni kaynak üretiminden tut ışınlanmaya kadar pek çok ütopyanın hayata geçmesi anlamına gelir.
Yanıtla (3) (0)Asayı Musa/ 1920 BEŞİNCİSİ: Kader, sebeple müsebbebe bir taallûku var. Yani, “Şu müsebbep, şu sebeple vukua gelecek.” [Kader= İlahi program; sebep ve sonuca aynı anda bakar,alakalıdır.Yani; şu sonuç şu sebeple olacak diye yazılıdır.] "Kuantum sistemleri söz konusu olduğunda neden-sonuç ilişkisi geçerli değildi; SONUÇ nedenden önce veya ONUNLA EŞZAMANLI OLARAK ORTAYA ÇIKIYORDU."İ.Berkan yazısından.
Yanıtla (2) (5)