Uğurcan’ları satmak hedef küçültmektir

Trabzonspor, Türkiye şampiyonu olarak Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda ülkemizi 6 kere temsil etti… O yıllarda Avrupa’da en başarılı Türk takımı da Bordo-Mavili ekipti…

Gerek Ahmet Suat Özyazıcı ve gerekse merhum Özkan Sümer döneminde, Şampiyon Kulüpler, Kupa Galipleri ve UEFA Kupası’nda eşleştiği, tarihin en güçlü takımlarını yendi, eledi Karadeniz takımı.…

En güçlü zamanlarında Liverpool, İnter, Barcelona galibiyetlerini unutmak mümkün değil…

*

Sonra da Şenol Güneş’le Aston Villa’yı eleme ve üstüste turlar atlama başarısı da …

Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi’ndeki tek katılımı, yine Şenol Güneş’le, UEFA kararıyla 2011’di.
Deplasmanda 1-0’lık İnter zaferiyle başlayıp grupta tek yenilgiyle sonuçlanan başarılı bir süreç yaşamıştı Karadeniz ekibi…

Mustafa R. Akçay’la iyi bir UEFA sezonu da yaşandı… Bu da son oldu…

*

O gün, bu gündür Trabzonspor Avrupa’da tam bir hayalkırıklığı… Geçen yıl Konferans Ligi şampiyonu olan Roma’ya eleniş talihsizlikti belki ama genelde Avrupa’da renklerine yakışmayan çok kötü bir dönem yaşandı…

Sıradan takımlara bile yenildi…

*

Şimdi Trabzonspor Abdullah Avcı’yla Türkiye şampiyonu olarak yeniden Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edecek…

Tabii 16-17 Ağustos’ta karşısına çıkacak rakibi elemek zorunda…

Yetmez, grupta da başarıdan başarıya koşarak Türkiye’ye yeni zaferler tattırmak ve gruptan çıkmak mecburiyetinde…

Artık çeyrekfinal, yarıfinal oynayacak bir yolu keşfetmek, “dünya kulübü” olmak için adım atmak zorunda…

*
Yani, takımı bir sezonu bile tamamlayamayacak ve yarıyolda bırakacak yaşlı oyuncular yerine, yıllarını kurtaracak genç oyuncuları almak, bütçesi yetmezse Türkiye’yi ve dünyayı tarayarak keşfetmek mecburiyetinde….

Hele de eldeki yıldızlarını, asla satmamak, mutlaka takımda tutmak zorunda..
Yani para için kaleci Uğurcan’ı, Abdülkadir’i satmamak mecburiyetinde…

*

Onların satılması demek, hem şampiyonlukların, hem de Avrupa başarısının satılması demek…
Bu anlayış, hedef küçültmek demek, sadece Türkiye’de şampiyonlukla yetinmek, Avrupa’da yaya kalmak demek…

Daha da ötesi, bir tek şampiyonlukla taraftarın gazını alıp nadasa yatmak demek…

*

YUSUF YAZICI GİTTİ, KİMLER GELDİ?

Evet, belki Uğurcan’dan aldığınız parayla çok iyi 3 oyuncu transfer edip büyük verim alabilirsiniz, Avrupa’da da başarılı olabilirsiniz… Bu da mümkündür.. Ancak bu hiç de kolay olmuyor…

Ortalama gösteriyor ki, hiç bir Türk takımı, sattığı oyuncunun yerini dolduramıyor…

Aldığı oyuncuların büyük kısmı da hem satılandan gelen paranın kat kat fazlasına maloluyor, hem de hiç bir fayda sağlamadan ayrıca da büyük tazminatlarla gönderiliyor…

*

Trabzonspor şampiyon olduysa, en büyük pay kaleci Uğurcan’ın, ondan sonra da diğerleri… Abdülkadir’in payını da unutmayalım…

Çok fazla yabancı geldi gitti, çoğu, bir işe yaramadı… Elde avuçta bir Sörloth kaldı vazgeçilmez, bir de Sosa ki, onlar da tutulamadı…

Şimdi de Hamsik ve Mvakaeme… Tabii ki Hugo da çok iyi, itirazımız yok… Bir kaç oyuncu daha sayılabilir ama hiç biri vazgeçilmez değil…

Bunların dışında gelip de formayı giyemeden gönderilenler, tazminat ödenenler, üste para verilip başka takımlara gönderilenlerin haddi hesabı yok…

*

Genç yaşta alınan yerlilerden Dorukhan’ın müthiş performansı ortada… Berat ve diğer yerli gençler de iyi fikir…

Özkaynaktan gelen gençler ışıl ışıl parlıyor… Fırsat bulanlar daha fazla şansı hakediyor, bulamayanlara da şans verilmesi gerekiyor…

Ancak futbol ömrünün sonuna gelmiş, Dubai ve Çin gibi bizi de son durak olarak görenlerin asla kapıdan içeri sokulmaması lazım…

Gelen her oyuncu mutlaka kendi ülkesinde milli formayı giymeye devam etmesi lazım…

20’LİK SELÇUK GİTTİ, 35’’LİK ZOKORA GELDİ

G.Saray’ın Fatih Terim’le UEFA şampiyonluğu büyük başarıydı.

F.Bahçe’nin 2007’deki Chelsea’ye takılarak noktalanan müthiş maçlarını unutamadık…
Beşiktaş’ın Şenol Güneş’le Şampiyonlar Ligi ‘ndeki namaplup grup liderliği ve seri dış saha zaferlerinin tadı hala damağımızda…

Eğer karşısına Bayern Münih çıkmasaydı, heralde yolu belki de yarıfinale varacaktı Kartal’ın…

*

Ancak o gün 25 milyon Euro getirecek diye Cenk Tosun’un, hem de Bayern Münih maçı öncesi satılması çok büyük kayıp oldu, “ bizden bu kadar” demek “pesetmek” anlamına geliyordu…

Nitekim de ondan alınan parayla transfer edilen oyuncular Cenk’in yerini dolduramadığı gibi, daha fazla paralar harcandı, olan da Beşiktaş’a oldu… Türkiye, çok önemli bir fırsatı kaçırdı…

Şimdi de Trabzonspor’dan da, artık böyle büyük bir başarı bekliyoruz…

TRABZONSPOR ÜÇ BÜYÜKLERİN ALTYAPISI MI?

Kale emin ellerdeyken ve Avrupa’da da en çok o lazımken Uğurcan asla satılmamalı… Abdülkadir de kadroda tutulmalı…

Trabzonspor, 1978’de Ali Kemal Denizci’yi F.Bahçe’ye satınca, Kaptan Cemil Usta, Kadir Özcan, Ahmet Ceylan gibi büyük yıldızları gönderince taraftar kulübü basmış ve bunu “şampiyonlukların satılması” olarak değerlendirmişti…

*

Trabzonspor, o yıllarda şampiyon olmaya devam etmişti ama yerinde saymıştı…

Hatta Beşiktaş 1981’de , Dorde Miliç’le, 14 yıl aradan sonra ilk şampiyonluğunu Trabzonspor’dan gelen Ali Kemal Denizci, Serdar Bali, Mehmet Ekşi, Necdet Ergün ve kaleci Mustafa gibi yıldızlarla kazanmıştı…

Yine K.Şenol, K.Hasan, Ogün, Abdullah gibi çok büyük yıldızlar 90’larda F.Bahçe’ye verilmiş, Sarı-Lacıvertli takım, şampiyonluklar yaşarken yerleri doldurulamamıştı…

*

Trabzonspor 2011’de Şenol Güneş’le Şampiyonlar Ligi’nde mücadele verirken yıldızlarından çoğu satıldı.

Hem de hepsi de 25 yaş altında, daha 10 yıl takımı taşıyacak Milli Takım’ın da nüvesini teşkil eden oyunculardı…

Önce Umut Bulut, Fransa’ya gönderildi, Eleme fırsatı yakaladığı Liverpool maçı öncesinde…

Sonra Seçuk İnan, Burak Yılmaz, Engin Baytar Ceyhun Gülselam… Hepsi G.Saray’da buluştu ve Fatih Terim’le 2 yıl şampiyon oldu…

Şampiyonlar Ligi’nde de fırtınalar estirdi… Burak Yılmaz gol yağdırmıştı Avrupa’da…
Trabzonspor ise, uzun süre kendini toparlayamadı…

ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDE BAŞARI GEREK

Şimdi de aynı hata yapılmamalıdır.. Abdullah Avcı’nın eli güçlendirilmeli, içerdeki şampiyonluk Avrupa’yla devam ettirilmelidir.

Başakşehir’in takım olmasında büyük emeği olan ancak şampiyonluk hasretini Trabzonspor’da dindiren Abdullah Hoca, artık bunu Avrupa’daki başarıyla taçlandırmalı…

Bunu da gerçekleştirecek moral motivasyona hem Trabzonspor camiası, hem de hoca sahiptir…

*

Uğurcan, Abdülkadir, Nwakaeme veya çok lazım bir başkası mutlaka ikna edilmeli, takımda kalmalı…
Trabzonspor, hiç bir kulübün altyapısı değildir… Kendi parlattığı ve yıldız yaptığı oyuncuları satarak asla gücünü kaybetmemeli…

Üstelik takviye yaparak hem şampiyonlukları kalıcı kılmalı, hem de Avrupa’da ses getirmelidir…
Uğurcan yüzünden Şampiyonlar Ligi kaybedilirse enaz 30-50 milyon Euro arasında bir gelir kaybı olursa Uğurcan’dan gelecek 25 milyon Euro ne işe yarayacak?…

*

Yönetimlerin görevi hazır oyuncuları satarak para kazanmak değil, şampiyon olmanın avantajını kullanarak yeni kaynaklar oluşturmaktır…

Ciddi fırsatlar var, çok güzel proje imkanları var, bunları hayata geçirerek yeni kaynaklar üretmek lazım…
Trabzonspor yönetimi bunu başarırsa hem borçları azaltmanın, hem de daha büyük başarılara yelken açmanın yolunu açar…

Trabzonspor oyuncu satmamalı, kadroyu daha da güçlendirmeli... Her zaman bu hava yakalanmaz ve bu bütünleşme sağlanmaz…

YORUMLAR (6)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
6 Yorum