Şaşırmayı Unutma

Şaşırmıştı.

Konduğu şeyin bir mayın olduğunu fark edince kelebek. Oysa umduğu taze bir çiçek. Yükü bu mayını patlatır mı bilemeyecek. Çok düşünürse ömrü bitecek. Uçmazsa ömre ne gerek. Bunun için miydi kozayı delmek.

Bir hikaye değil bu, bir biyografi. Belki de otobiyografi.

Çünkü şaşkınız.
Başka bir çok şey de söylenebilir. Kırgınız, yorgunuz, kaybolmuşuz da denilebilir ama ben inatla şaşkınız demeyi seçiyorum. Şaşırmakta inat ediyorum. Başka nasıl dayanılır?

Mayın tarlasına gül bahçesi deniliyorsa şaşırmadan ne yapılır?

Her gün iğrenç kokular yayılıyor, belli ki gübre dökülmüş mayınların üstüne; kötülük örtüldü sanılıyor. Sonra birisi parmağıyla orayı gösteriyor:
“Müjde” diyor: “Bakın büyük bir maden bulduk üstü de verimli toprak dolu. Burası böyle bir cennet işte.”

Ne yapalım, şaşıyoruz biz de.
Mayınlara tek tek basmanın anlamı yok gübreyi herkese göstereceğiz diye.

Şaşıyoruz, bir bu kaldı çünkü elimizde.
Şaşıyoruz, en azından o ait bize.

Şaşırmayın diyor bazıları, “dünya hep böyledir”. Kötülüğü aklamak, suçu dünyaya atmak iğrençtir.

Şaşırmayın diyor bazıları, “dünya hep iyidir.” Kötülüğü görmezden gelmek, mayına çiçek demek rezilliktir.

Dünya işte dünyadır, bir imtihandır. Geçilecek yerdir, bitecek hikayedir. Bu kadardır. Birileri imtihanını veremiyorsa, pisliğe batmışsa kötüdür. Bunda dünyanın suçu yoktur.

Şimdi mayışmadan, atışmadan, alışmadan şaşırmak zorundayız. Şaşırmak ilk adımı atmaktır çünkü, kapıyı açacak anahtardır.

Hayatiyet, hayrete bağlıdır. Hayretle gayret arasında bir kilit vardır.

Belli ki daha şaşırtıcı şeyler de olacak bu hayatta. Keskin ve sakin bir cümle bırak duvarına:
şaşırmayı unutma.

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
2 Yorum