İmralı fotoğrafında hiç atanamamış bir öğretmen...

Öcalan, PKK’ya net ve tevil edilemeyecek bir kendini fesh etme talimatı verdi.

“Bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum” diyerek Kandil’in elinden inisiyatif kullanma hakkını da aldı.

Neden PKK’dan kendini fesh etmesini istediğini anlattığı kısım ise hamasetten uzak, mesafeli, realist bir PKK muhasebesiydi:

Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.”

Silah yerine demokrasi içinde siyasi mücadeleyi net biçimde savundu.

Fesih çağrısını yaparken bunun bir teslimiyet, yenilgi değil, gönüllü olarak tercih edilmiş yeni bir yol olduğunu vurgulaması, bütün ömrünü bu örgütün içinde geçirmiş, vazgeçmeyi yenilgi olarak görecekler için önemliydi:

“Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Bu dikkatle yazılmış çağrıyı Öcalan, 6 DEM’li siyasetçi ve avukatı dışında ikisini tam arkasına aldığı üç kişiyle daha birlikte yaptı:

Veysi Aktaş (55), Ömer Hayri Konar (59) ve Hamili Yıldırım (69)

PKK’da yöneticilikten müebbet cezası almış bu üç isim, 2015’deki çözüm sürecinden bu yana İmralı’da Öcalan ile birlikte hapis yatıyor. Onları özel olarak Öcalan yanına istedi ve çözüm süreci müzakerelerinde de devlet bu talebi kabul etti.

Günde iki saat görüşüyorlar ve spor yapıyorlar.

Öcalan, DEM’lilerle ilk görüşmesinde süreç üzerine de onlarla birlikte çalıştığını söylemişti.

Öcalan’ın ovada siyaset yapan siyasetçilerin yanında, dağdan bu üç ismi de yanına alarak PKK’ya çağrı yapması önemli bir mesajdı.

Özellikle de masada oturan en yaşlısının hikayesi, PKK’nın hem yarım asırlık hikayesinin hem de neden bugün artık kendini fesh etmesi gerektiğinin de bir özeti…

Bundan 48 yıl öncesine gidelim.

Tunceli Öğretmen Okulu. Yıl 1977.

Herkesin bir örgütünün olduğu yıllar. Dersimli iki genç öğretmen adayı, Ayten ve Hamili okuldaki pek çok arkadaşları gibi yeni kurulan sert bir örgüte katıldılar.

O zamanki adlarıyla “UKO”culara ya da ''Kürdistan Devrimciler''ne.

Liderleri o zamanki adıyla “Abdullah arkadaş” tı.

27 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde kurulan Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) 120 kurucusundan biri oldular.

Sonra örgüt kararıyla evlendirilip Ayten ve Hamili Yıldırım çiftine dönüştüler.

Sıkıyönetim zamanlarıydı.

Örgütün Elazığ örgütlenmesinde Dersimliler hakimdi: Cemil Bayık, Sakine Cansız, Rıza Sarıkaya…

Hamili ve Ayten Yıldırım, 1979’da bir ihbar sonucunda Sakine Cansız’la birlikte yakalandı.

Önce Elazığ, ardından kötü şöhretli Diyarbakır Cezaevi’ne gönderildiler.

Ayten Yıldırım 3 ay sonra bırakıldı.

Hamili Yıldırım’ın ise içeride geçecek 16 yılı daha vardı.

Örgüt tarafından önce Antep’e gönderilen Ayten Yıldırım, sonra örgütün talimatıyla Suriye’ye geçti Önce Şam, sonra Bekaa Kampı’na vardı.

80’lerin ortalarında kampta “ajan” diye suçlanarak tutuklandı.

Bekaa’dan kaçarak Filistinli örgütlerin kamplarına sığındı.

Sonra oradan alındı, yargılandı, delirdiği söylendi ve infaz edildi.

En yakın arkadaş Sakine Cansız aynı örgüt mahkemelerinde yargılandı ama canını zor kurtardı.

Bütün bunlar olurken eşi Hamili Yıldırım, PKK’nın cezaevi sorumlularından biriydi artık.

Eşinin ölüm haberini zamansız gelen bir ziyaretçiden aldı.

Sonra dışarıya bir mektup yazıp gerçeği istedi. Not geldi ama cezaevindeki örgüt komitesi ona notu okutmadı.

Ayten Yıldırım’ın 12 Eylül’de Kopenhag’a kaçmış kardeşi ise o travmayla aklını kaybetti. PKK’lı muhaliflerin sitelerinde şehrin meydanında kargalarla ablasıymış gibi konuştuğunu görenlerin tanıklıkları var.

Hamili Yıldırım’ın uzun hapishane yılları 16 yıl sonra 1996’da bitti. Soluğu eşinin akıbetini öğrenmek için Bekaa’da aldı.

Öcalan’ın seksenlerin sonu, doksanların başında Bekaa Kampı’nda yaşanan bu iç infazlardan kamp komutanını sorumlu tuttuğunu, “tasfiyeciliğin tasfiyesi, köylü refleksleri” diye onu infaz ettirdiğini öğrendi.

Belki de 1 yıl bile birlikte yaşamadıkları eşini kendisinden alan bu örgüt içi ‘sapma’nın tasfiyesi, ‘dava’ya inancını pekiştirmişti.

Sayıları iyice azalan kurucu kadrodan bir isim olarak Öcalan ona çok kritik bir görev vermişti; Dersim Eyalet Komutanlığı.

Yıl 1999.

Öcalan yakalanmış, yakalanmadan önce devletle yürüttüğü müzakereleri anlatmış, PKK’ya sınır dışına çekilme ve silahlı mücadeleyi bitirme talimatı vermiştir.

Ama bir PKK komutanı bu emre direnmektedir: Dersim Eyalet Komutanı Hamili Yıldırım ve yanındaki 400 PKK’lı.

Gerekçesi daha sonraki beyanlarına göre “geri çekilme sırasında yaşanan askeri operasyonlar”dır, savaşı bitirmeye ikna olmamıştır.

Yani bugün, bazılarının Kandil’den beklediğini 1999’da yapmış birinden bahsediyoruz.

PKK içinde en ciddi suç ‘Önder’liğin emrine itaatsizliktir.

Bir süre devam eden isyandan sonra, önce kaçar, sonra yakalanıp Suriye’de sorguya çekilir.

Sorguda “isyan edenin içindeki Öcalan olduğunu” söyler.

İlk kurucu kuşaktan, Öcalan’a 'Abdullah arkadaş' diyen kuşaktan bir isimdir. Onun hakkında kararı ancak Öcalan verebilir. Öcalan bir kere daha onu affeder.

Yıl 2002.

Öcalan’ın talimatıyla PKK, Brüksel’de bir basın toplantısıyla kendisini fesh ettiğin ve adını KADEK olarak değiştirdiğini, bundan sonra siyasi yöntemlerle mücadele edeceğini dünyaya duyurur.

Öcalan, KADEK’in Rusya temsilcisi olarak Hamili Yıldırım’ı atar.

Bu atama Öcalan’ın Yıldırım’a ne kadar güvendiğinin başka bir delilidir.

Çünkü Öcalan, İtalya’dan çıkması ve böylece yakalanmasında örgütün Rusya sorumlusu Mahir Welat’ı suçlayıp, onu görevden almıştır.

Ve 2004’te.

PKK bir başka yol ayrımına daha gelmiştir.

PKK içindeki yönetici kadro, 1998’den bu yana sürdürülen ateşkesi devletin adım atmaması ve 2003 Irak İşgaliyle ortaya çıkan askeri fırsatlar yüzünden daha fazla sürdürmemeye karar verir.

PKK, artık Kandil dağlarına yerleşmiş, Irak’ta kendisini geniş bir hareket alanı ve askeri malzeme bulmuştur.

Türkiye’de ise hala Kürtçe bir saatlik TV yayını tartışılmaktadır.

Aralarında Osman Öcalan, Nizamettin Taş’ların da olduğu bir grup ateşkes kararının sürmesini savunur.

Toplanan kongre savaş kararıyla bitince PKK içindeki en büyük bölünme yaşanır.

Taş ve kardeş Öcalan liderliğindeki 1500’e yakın militan Kandil’i terk eder.

Aynı yıl Hamili Yıldırım da Ermenistan’dan Kandil’e çağrılır.

Öcalan’ın talimatıyla karargâhta görevlendirilmiş, Karayılan’ın yardımcılığına getirilmiştir.

Yorumlara göre Öcalan kardeşi Osman Öcalan’ı bile tasfiye edenlerin yanına güvendiği bir ismi yerleştirmiştir.

Sonra birden Yıldırım’ın tayini Amanoslara çıkarılır.

Hatay ve Akdeniz Bölge sorumlusu yapılmıştır.

2004 yılında 14 adamıyla sınırdan geçerken Suriye muhaberatı tarafından yakalanarak Türkiye’ye teslim edilir.

Suriye’deki Esad rejiminin Türkiye’ye teslim ettiği ender PKK’lılardan biridir.

Hapishaneden dışarıya yazdığı mektuplarda sınırdan geçtiği yeri Muhaberat’a Karayılan’ın ihbar ettiğini yazar.

Sorgusunda son olarak “İfadenize eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?” diye sorulunca 30 yılını silahlı bir örgütte geçirmiş bir öğretmen olarak çok çarpıcı bir değerlendirmeyi kayıtlara geçirir:

“2004 yılından dönüp gerilere baktığımda, insan yaşamının kısaldığı dikkate alındığında 30 yılımın örgüt saflarında geçtiğini görüyorum. 30 yıl bir insan yaşamı için çok uzun bir süreci ifade eder. Bu 30 yıllık örgüt içi süreçte belki de en çok eleştirilen, tutuklanan, sorgulanan veya en çok haksızlığa uğrayan ve defalarca komplolara düşürülmek istenen kişi olduğumu iyi görüyorum. Gerçekten çok mu kötüydüm? Hayır. Yalnızca düşündüğüm gibi konuştuğum içindir ki anlamsız haksızlıklara, uyduruk yönetim tarzlarına, feodal geri ve çirkef yaklaşımlara, oligarşik yapılanmaya dil uzatmıştım. Bu nedenle her zaman 'örgütün tanrıları'nın hedefi oldum. Yıldızlarımız hiçbir zaman barışık olmadı. Onlara göre ben 'vurun kahpeye' idim. İnatçı bir kişilik olmam nedeniyle hep direndim. Kendimce meydanı onlara bırakmayacaktım ve sosyalist ütopyamın emrinde olacaktım. 1999 Eylül ayında, örgütün Türkiye'den Kuzey Irak'a çekilme kararıyla birlikte, bu entrikalı yaklaşım en uç noktaya ulaştı. Aslında, Abdullah Öcalan'ı en iyi anlayan kişiydim. 1970'lerin reel sosyalist anlayışın dönemi çoktan kapanmıştı. Çağdaş dünyanın geldiği noktada PKK'nın talepleri, istekleri çok aşırı, ağır ve gerçekçi değildi. Bin yıldır yan yana yaşamış, bu ülke insanlarının halklar mozaiği şeklinde yan yana, kardeşçe, özgür bir şekilde şiddetsiz bir ortamda yaşamaları en güzel olanıydı. Yapılan hatalar ne kadar ağır olsa da kabul edilip, görülmesi gerekiyordu. Yeniden tarihe dönüp bakmak vazgeçilmez bir görevdi…”

Hamili Yıldırım, 16 yıllık hapishane hayatından sonra dışarıda geçirdiği 8 yılın ardından 2004’de yeniden hapse girer.

2015 yılında açılım sürecinde adı ilginç bir haberde geçer. İmralı Adası’na nakledilmiştir.

“İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan’ın yanına 15 Mart’ta gönderilen 5 PKK’lı mahkumdan birinin bir hafta sonra değiştirildiği ortaya çıktı. İmralı’da Öcalan’a çözüm sürecinde ‘sekreterya’ görevi yapacağı öne sürülen mahkumlardan Mehmet Sait Yıldırım’ın adaya gittikten bir hafta sonra kalp rahatsızlığı nedeniyle Bolu Cezaevi’ne gönderildiği belirtildi. Yerine ise PKK’nın bir dönem üst düzey sorumlularından biri olan ‘Kazım’ kod adlı Hamili Yıldırım’ın İmralı Adası’na gönderildiği ortaya çıktı.”

Öcalan, çözüm sürecindeki görüşmeler sırasında Hamili Yıldırım’ı bizzat istemiştir.

Eşinin infazı, örgüt içi yargılamalar, 1999’da Öcalan’ın savalı bitirme kararına isyan, örgüt tarafından ihbar edilip yakalatılması…

Ve günün sonunda bütün ömrünü verdiği örgütün lideriyle 10 yıldır bir adada yaşayan, günde iki saat konuşup, spor yapan beş kişiden biri olmak…

1999’da Öcalan’ın Türkiye’den çekilme kararına isyan eden Hamili Yıldırım, 2025 yılında Öcalan’ın PKK’ya kendini fesh etme çağrısı yaptığı fotoğraf karesine DEM’li siyasetçiler ve Öcalan’ın avukatı dışında giren üç İmralı sakininden biri oldu.

Biz sadece fotoğraf karesi olarak gördük ama üç kamerayla çekilen Öcalan’ın bizzat açıklamasını okuduğu video kaydını iddialara göre Kandil’deki eski arkadaşları topladıkları kongre sırasında izleyecekler.

Açıklamanın sonunda ayağa kalkıp bu çağrıyı alkışlayanlardan birinin, bir zamanlar bu çağrının benzerine direnmiş PKK’nın kurucularından biri olması herhalde anlamlı bulunacaktır.

37 yılı hapiste geçmiş bir öğretmenin hikayesi 50 yıldır yüzbini aşkın PKK’lının hikayesinin de bir özeti.

Öcalan’ın neden PKK için daha 90’larda “anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açtığını, ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kıldığını” söylediğinin de…

PKK kongresinde artık çoğu 70’leri devirmiş yöneticiler, karşılarında Öcalan ile birlikte yaşlanmış Hamili Yıldırım’ı da görünce kendi başlattıklarını bitirmenin zamanı geldiğine ikna olabilir.

YORUMLAR (57)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
57 Yorum
  • fikri karaman / 03 Mart 2025 00:34

    Azerbaycanda yaşayan soydaşlarımızda nankör insanlar için bir deyim vardır ekmeği dizinde , sizi Yüce Allaha havale ediyorum O herşeyi bilen her şeye gücü yetendir Adaletli olandır

    Yanıtla (0) (0)
  • Fan / 01 Mart 2025 10:39

    ‘Silah yerine demokrasi içinde siyasi mücadeleyi net biçimde savundu.‘ Önümüzdeki seçimde, bu cümleye tümüyle uygun olarak, CHP ile DEM ittifak yaparlarsa onu da demokrasi diye tanımlar mısınız yada AKP tanımlar mı?

    Yanıtla (15) (0)
  • Kararcı / 01 Mart 2025 23:57

    Doğru soru, cevap ?

    Yanıtla (0) (0)
  • Okur / 01 Mart 2025 14:59

    Bir hikayeyi anlamak ya da anlamaya çalışmak, bu hikayenin kahramanlarına hak vermek anlamına gelmez. Ama süreci daha sağlıklı kavramamıza katkı sağlar.

    Yanıtla (10) (1)
  • Cabbar / 01 Mart 2025 22:03

    Evet, ben de yazmadan önce, diğer yorumlara bir bakayım derken, bu yorumu değerli buldum. Karşı tarafı, serinkanlı olarak öğrenmek gerekiyor.

    Yanıtla (3) (0)
  • YAZAN / 01 Mart 2025 13:40

    YAZAMAYAN yazara;Bir gün de Eren Bülbül'un yanında onu korumak için üzerine kapanıp 55 kurşun giren bedenine Şehit Assubay Ferhat GEDİK'İ yaz.AİLESİNİ EŞİNİ ANNESİNİ BABASİNİ YAZ..GARADA MAĞARADA ŞEHİT OLANLARİN ANİLARİNİ YAZ.YAZAMAZSİN SAMİMİ DEGİLSİN OLMADİN.DEVLETİ MİLEETİ SEVMİYORSUN..

    Yanıtla (11) (10)
  • Alp Demir / 01 Mart 2025 20:24

    Yazamaz. Çünkü üstünü ne kadar gazetecilik, demokrasi v.b. ile örtmeye çalışsa da, belki kendisinin bile farkında olmadığı bir sorunu var. Türk düşmanlığı !!!

    Yanıtla (7) (9)
  • Kemal / 01 Mart 2025 02:23

    Bizi bize bıraksalar biterde, fitne fesatlar boş durmaz, devletin kararlı, adil ve güçlü olması, insanların ekmeğini yediği ülkenin kıymetini bilmesi dileğiyle

    Yanıtla (4) (0)
  • okur / 01 Mart 2025 18:09

    Doğduğun yer değil, doyduğun yer vatanındır derler. Herkesin insanca yaşam süreceği bir ülke temennilerimle.

    Yanıtla (4) (2)
  • CETIN CELIK / 01 Mart 2025 16:36

    Cok ilginc bilgiler...Kürt hareketini ve hareketliligini izledigimi zannediyordum.tESKKÜRLER Yildiray

    Yanıtla (2) (0)
  • Mürsel / 01 Mart 2025 16:07

    Yoldıray Oğur ; tamamlanan terör çemberinin objektif bir kesitini vermeye çalışmış, ibretlik. Kendisinden terörle mücadele kahramanlarının hikayelerini de bekleriz. Bir şafak söküyor kazip mi sadık mı bekliyoruz.
    “ Delil ve akıbete bekınız zaman en iyi müfessirdir, kaydını ( sınırını) açsa itiraz edilmez” bsNursi ra.

    Yanıtla (1) (2)
  • Karar okuru / 01 Mart 2025 15:37

    Her şeyden önce anlaşılması gereken şey mevcut çürüme içinde hiç bir şey çözülmeyeceği gibi, sözde barış söylemleri ile iktidarın asıl amacı olan konularda da güç kazanarak daha çok otoriterleşeceği gerçeğidir. Konu maalesef kendini idare etmekten aciz yığınlar üzerinden siyaset yapanlar değil yalnızca, bir de o değirmene su taşıyan sözde aydın, yazar-çizer takımı da var. Yetmez ama evet ile düştükleri tuzağa yine koşuyorlar. Ne de olsa aynı yığınlar gibiler. Buakıl tutulması gaflet değil artık.

    Yanıtla (3) (6)
  • Karar okuru / 01 Mart 2025 15:20

    Tarihi ve siyaseti güzel harmanlanmış bir yazı olmuş. Tarih emegini de unutmayacak!

    Yanıtla (9) (1)
  • yoruM / 01 Mart 2025 15:04

    Ezber bozan yazı... Ama maalesef kimsenin fikrini değiştirmeyecektir. Çünkü bu denklemdeki dış unsurlar yer almamıştır: Rusya, bir zamanların Suriyesi, İran, Avrupanın en az 8 ülkesi ve ABD.... silah bırakanları affedecek mi devlet? Şehitler geri gelmez ama geride bıraktıkları affedecek mi? Duğudaki "kan davasının" bitirlmesi gibi bunu kim-nasıl-hangi duygularla yapacak/kabuledecek? Kazananı olmayan savaşın bitmesi güzel olur umarım... Ya sonrası? PYD?Savaşla kurulamayan devlet barışla mı olacak

    Yanıtla (0) (0)
  • Çepni / 01 Mart 2025 14:30

    Yıllarca PKK haklı, Kürt sorunun bir sonucu diye anlattın millete. Şimdi de kalkmış neden PKK tasfiye edilmeliymis diye anlatıyorsun. PKK tasfiye edilse de edilmese de yok olacak, her terör örgütü gibi yeri ya mezar, ya mahpus. Açılım diye diye cumhuriyetin altını oyma çalışmalarınız boşa çıkacak. Türk milleti var olduğu sürece ne vatandaşlık tanımı değişecek, ne ulus devletten taviz verilecek...

    Yanıtla (11) (11)
  • Vatandaş / 01 Mart 2025 09:59

    Bu ülkede insanları eline silah tutmaya zorlayanlar ile eline silah alanlar ayrı düşünülmemelidir.
    PKK 1978 de kurulmuş deniyor.
    Ama cumhuriyet kuruldu kurulalı insanlar zulüm altında inletilidi.
    Her taraftan yanlışlar yapıldı, sayıp dökmenin de âlemi yok.
    Sağlıklı bir süreç varsa sahip çıkmak lazım.
    Yıldıray Bey teşekkür ediyorum.

    Yanıtla (22) (24)
  • Karar okuru / 01 Mart 2025 11:32

    Yine başka bir ezber. Cumhuriyet’ in ne yaptığını görmek için ciddi bir gözle bakmak gerek şişirme, prematüre liberal gözlük ile değil. Aynı coğrafya da yaşayan kürt toplulukları içinde medeni dünyaya en iyi entegre olmuş, sosyal kültürünüde hala feodal kallntılar olsa da ileri düzeye geliştirmiş olan Türkiye Kürtleridir. Diğer tüm İngiliz etkisi ile oluşmuş coğrafyalarda ise halen ilkel feodal kültürleri ile yaşıyorlar. Demirtaş gibi siyasetçi çıkabiliyorsa o Cumhuriyet medeniyeti sayesinde.

    Yanıtla (24) (2)
  • Maho / 01 Mart 2025 13:54

    Peki, Cumhuriyetten önce ne vardi, Doguda? Hamid döneminde, basta Ermeniler olmak üzere herkese kan kusturan, öldüren, kadinlara tecavüz eden Hamidiye Alaylari, ki Ermeniler hem devlete hem de Kürtlere vergi ödüyordu. 1908'den sonra ortalik biraz durulsa da, yine de bölgedeki kontrol, asiretler üzerinden saglaniyordu, bölgede devlet otoritesi yoktu. Cumhuriyet ile bölgeye devlet okul, hastane, hizmet getirdi. Bunun da bedeli Türkce ögrenmek, askerlik yapmak ve vergi vermekti. Zulüm dediginiz bu.

    Yanıtla (16) (4)
  • John Fante / 01 Mart 2025 11:35

    Sıra devlette , devlet yine adım atmayıp yüz yılı aşkın süredir yaptığını yapmaya çalışır ve ucuz yalanlara kandırmacalara sığınırsa Türkiye toplumu yeni uçurumların başında demektir

    Yanıtla (11) (6)
  • Okur / 01 Mart 2025 13:40

    5 yıllık bekleme süresinde gelişmeler dikkatle takip edilip samimiyet ve tutarlılık testlerinden sonra uluslararası normlar doğrultusunda adımlar atılacaktır.
    Biraz sabır!

    Yanıtla (1) (0)
  • DUMAN / 01 Mart 2025 13:23

    Bu ayrılıkçı emellerin iç savaş geçiren ülkelerde gerçeğe dönüşmesi unutulmamalı. Demokrasi korunamazsa tehdit her yere yayılır. İktidarlar ülke bütünlüğünü, yani demokrasiyi korumak zorundadır. Otoriterlik, demokrasinin en büyük düşmanıdır. Bunun şartıda güçler ayrılığı, özgür medya ve adil dürüst seçimdir. Ülke bekası şahısların bekasından milyon kere daha önemlidir.

    Yanıtla (4) (0)
  • OKUR / 01 Mart 2025 12:46

    Sayın yazar bayağı bir terörist güzellemesi yapmışsınız,30 yıl emperyalistlerin değirmenine su taşımış vahşice kürtler dahil binlerce masum katletmişler şimdi barış güvercini olacaklar.Sİzde bunlara güzellemelerle destek oluyorsunuz bu tip yazılarla bu katilleri masumlaştırmaya hizmet ediyorsunuz.

    Yanıtla (4) (2)
  • Rahmi HOŞÇABOL / 01 Mart 2025 11:12

    Aybüke öğretemene,Necmettin öğretmene,Neşe Alten öğretmene ve bebek katillerinin katlettiği diğer öğretmenlere de iki satır yazsanız.

    Yanıtla (21) (2)
  • Koç / 01 Mart 2025 08:53

    Sayın yazar bu ülkede binlerce masum insanlar da bedel ödedi emperyalizmin uşakları Türkiye Cumhuriyetini yok etmek için savaştı bu terör bitsin fakat anayasa da ilk dört madde değişirse Binali Yıldırım'ın dediği gibi bu ihanet tezgahlanirsa bilsinlerki Türk milletinin tepkisi çok muhteşem olacaktır.

    Yanıtla (26) (12)
  • Mehmet / 01 Mart 2025 11:02

    Koç yorumcu tebrikler. Şu andaki anayasa ne müslümana ne Kürt e nede devlete yaradı. Bence CHP kemalist ve ithal anayasada değişiklik olacağını anladı ve sessiz. 1921 anayasası gibi ortak değerlere atıf olabilir. Laiklik vs geri plana atılabilir.

    Yanıtla (5) (23)
  • Otomatik / 01 Mart 2025 10:58

    Yok spor yapıyorlar koşuyorlar aşkı karısını arıyormuş bunlar terörist terörist. şu yazıda bir cümle şehitlerden askerden polisten öğretmenden ve daha nicelerinden bahsettimi hayır.

    Yanıtla (25) (19)
  • Adsız / 01 Mart 2025 10:57

    Sayın yazar, yanlıştan dönmeleri iyi oldu.Bunlarin yüzünden nice Türk ve Kürt hanelerine ateş düştü. Yıllarca kandırdılar gençlerin beyinlerini yıkayıp Mehmetçiğin üstüne sürdüler. Ölenede öldürene de yazık oldu.Zararin neresinden dönersen kardır. Artık yeter,terörle mücadelede için harcanan para Artık halkın refahına harcarsın .

    Yanıtla (9) (2)
  • Mehmet / 01 Mart 2025 10:56

    Muhsin reis yakımda öcalan ı rahat etsin diye f tipine aldır Bahçeli demişti. Sonradan oldu. Şimdi de aynı Bahçeli Öcalan'a af istiyor. Peki kimin adına

    Yanıtla (8) (2)
  • Salim çetşn / 01 Mart 2025 10:49

    Kalemine sağlık...

    Yanıtla (6) (4)
  • Vicdan / 01 Mart 2025 09:43

    Konuya en insani ve vicdani yönüyle yaklaşıp, stratejik bir açıklama yapan yazarım eline sağlık. Yorumlara bakınca vicdanı kararmış, sorunun kaynağına dair bilgisi olmayan ulusalcı ve her öneriye “istemezük” diyen kişileri görüyorum. 50 yıllık acının ve 100 yıllık inkarın bitmesi ülkenin, milletimizin yatırındadır. Yıldıray beye teşekkür ediyorum

    Yanıtla (12) (9)
  • Herhangi biri / 01 Mart 2025 09:30

    Yıldıray Bey, isterseniz özür dileyin, bir buket çiçek yaptırıp kendilerine takdim edin.

    Yanıtla (19) (11)
  • İHL / 01 Mart 2025 09:17

    Evet evet tam zamanı bu kan ve gözyaşı nın bitmesi için fedakarlık yapmak gerekir

    Yanıtla (4) (2)
  • İnsan / 01 Mart 2025 06:57

    Evet öğretmen olabilir güzelleme yapacak kadar sizi etkileyen faktörler nelerdir bilemem ama şunu iyi biliyorum ki bizde meşhur bir benzetme vardır alimden zalim zalimden âlim doğar diye kişinin geçmişi şeceresi onu kâmil kılmaz hâl ve hareketleri onu makbul kılar mesela oğlu şehid olan Alaaddin abiye o soruyu sorarsanız cevabını en güzel şekilde alırsınız

    Yanıtla (17) (5)
  • Rüştü ÖZDEMİR / 01 Mart 2025 06:50

    Yine Harika Değerlendirme!

    Yanıtla (6) (11)
  • Okur / 01 Mart 2025 06:32

    Heder olmuş koca bir ömrün kısa hikayesi.
    Acılı ve acıklı. Binlerce benzeri yaşandı, yaşanmakta.
    Köylü reflekslerinin egemen olduğu örgüt yapılarının, Müge Anlı programlarına konu olacak kadar sekter anlayışların farkına varmış olmalarını umarım.
    Örgütün survivor oyununa son vermesi zor ama imkansız değil!

    Yanıtla (4) (2)
  • Yalçın Uzun eski Emniyet Müdürü / 01 Mart 2025 04:18

    Bir çok cinayeti azmettiren belki de bizzat gerçekleştiren bir PKK'lı yönetici teröristin hayatını ne kadar da naifleştirerek anlatmışsınız. Birileri ben teröristim diye bağıran ve fail olarak gerçek terör eylemleri gerçekleştirenleri "yok siz terörist değilsiniz" diyor, öte yandan tüm ömrünü bu millet için can siparane harcayan emniyet müdürü, vali, asker, esnaf, öğretmen vb.tertemiz insanları yasal ve rutin faaliyetleri gerekçe gösterilerek zorla terörist yapmak için uğraşıyor.

    Yanıtla (36) (7)
  • Birol / 01 Mart 2025 03:19

    Hiç bir hak yaşam hakkından daha değerli değildir.
    Eli silah tutan hiç kimse masum değildir. Silah kullanma yetkisi yasalarla sadece devlete tanınmıştır. Onun sınırını da yasalar belirler. Modern demokrasilerde olduğu gibi.
    Modern demokrasiler kolektif hak değil bireysel hak ve özgürlükten bahseder.

    Yanıtla (13) (2)
  • K.Y / 01 Mart 2025 03:01

    Nemalananlar olduğu müddetçe bitmeyecek. Bu ülkede ulusçuluk adı altında ülkede barış istemeyen bir grubun varlığı göz ardı edilmemeli.

    Yanıtla (7) (3)