Adaletten kötü muamele görmek...
Üzerinden iki yıl geçmiş bir işkence davası geçen hafta verilen beraat kararıyla sessizce kapandı. Karar istinaf mahkemesinin önünde.
Ama iki yıl boyunca bu davada olan bitenler, Türkiye’de devletin hikmet-i hükümetinden sual olunmayacak bir varlığa dönüşmekte olduğu hükmünü vermek için yeterli.
İki yıl öncesine gidelim.
9 Haziran 2017 günü akşamı Van Gevaş’ta İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün bahçesinde yaklaşık bin kişinin katıldığı bir toplu iftar verilmekteydi.
Saat: 19.34’de bir araçtan Emniyet binasına doğru iki roket fırlatıldı. Roketlerden biri binaya isabet etti, diğeri ise havadayken patladı.
Allah’tan bir iftar sofrasına yönelik bu terörist saldırı maddi hasarla, kimsenin burnu kanamadan atlatılmıştı.
Polis aynı araçla kaçan teröristleri bulmak için operasyon başlattı.
Üç saat sonra Van Valiliği resmi bir açıklama yaparak teröristlerin yakalandığını açıkladı.
Halen Van Valiliği’nin internet sitesinde yer alan duyuruyu bir kere daha hatırlayalım:
“İlimiz Gevaş ilçesinde, 09.06.2017 günü saat 19:34'te ilçe emniyet amirliğine yönelik silahlı saldırıda BTÖ mensuplarınca 2 adet roket atılmış, ilçe emniyet amirliği ile aynı bölgede düzenlenen toplu iftar programı sırasında gerçekleşen saldırıda, herhangi bir can kaybı veya yaralanma olmamıştır.
Şahısların yakalanması amacıyla yapılan çalışmalarda ilçenin Selimiye Mahallesi Bediüzzaman Camii yakınlarında içerisinde bulundukları 56 XX XXX plakalı araçta 3 şahıs yakalanmış, yapılan ilk sorgulamada saldırıyı gerçekleştirdiklerini itiraf etmişlerdir.”
Tuhaflıklar valiliğin açıklamasıyla başlamıştı.
Valiliğin teröristlerin araçları içinde yakalandığını duyurduğu Selimiye Mahallesi Bediüzzaman Camii, roketli saldırının yapıldığı İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne arabayla 10 dakika mesafede, şehir içinde bir yerdi.
Dört saat önce ilçe emniyet müdürlüğüne roketli saldırı yapmış teröristlerin aynı araç içinde Emniyet’e 10 dakika mesafesinde yakalanmış olmaları tuhaftı.
Tabii yapılan sorgularında saldırıyı yaptıklarını hemen itiraf etmiş olmaları da...
Valiliğin açıklamasından kısa bir süre sonra o “sorgu”nun fotoğrafları sosyal medyada yayılmaya başladı.
İlk olarak tvlerde görünen terör uzmanlarının da takip ettiği isimsiz bir hesaptan yayılan fotoğraflarda, ikisi yaşlı biri genç üç kişi yüzleri kan ve morluklar içinde görülmekteydi. Başka bir fotoğrafta ise beyaz bir zeminde başı duvara sıkıştırılmış bir kişinin üzerinde bir polisin eli vardı.
https://twitter.com/onlardiridir
Gevaş İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün nezarethanesinde çekildiği anlaşılan fotoğraflarla birlikte teröristleri araç içinde gösteren MOBESE fotoğrafı da servis edilmişti. Fotoğrafta dikkat çeken ayrıntılardan biri önde oturan kişinin başındaki dikkat çekici basit beyaz şapkaydı.
O gece sosyal medyada yüzleri dağılmış haldeki “terörist”lerin fotoğrafları “ellerinize sağlık”lı mesajlar ve işkence övgüleriyle dolaştırıldı.
Fotoğrafları ilk dolaşıma sokanlardan biri şöyle yazmıştı:
“Van Gevaş Emniyet Müdürlüğü'ne roket atan şahıs yakalandı. Bırakın kendimi öldüreyim diye ağlayıp kafasını duvarlara vururken görüyorsunuz.
https://twitter.com/fatihtezcan/
Fotoğraflar bazı gazete ve televizyonlarda da haber yapıldı.
https://twitter.com/Aksam/status/873427136920432640?s=20
Fakat fotoğraflarının dolaşıma girmesinden sonra bu kişileri tanıyanlardan, yerel gazetecilerden ve bazı HDP’li ve CHP’li siyasetçilerden itirazlar gelmeye başladı: “Bunlar terörist değil, dağa mantar toplamaya çıkmış esnaflar. Terörist diye yakalanıp işkence edilmiş.”
Eleştirilerin artması üzerine o günlerde TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olan AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı:
https://twitter.com/myeneroglu/
“Van Gevaş Emniyet Müdürlüğünde cereyan ettiği iddia edilen olayın incelenmesi için @TBMMinshakkom
olarak suç duyurusunda bulunuyoruz.”
Ama Yeneroğlu’nun bu mesajı bile, çoğunluğu AK Parti seçmeni olduğu anlaşılan binlerce kişi tarafından linç edilmesine yetti.
Tehdit edenler, AK Partili vekilin ajan, terörist destekçisi olduğunu söyleyenler, geleneksel “Reis yalnız” edebiyatı yapanlar, 2019’da aday olursan AK Parti’ye oy yok diyenler...
Sosyal medyada lince dönen tepkilere karşı Yeneroğlu’na sürpriz bir destek veren MHP Osmaniye Milletvekili ve İnsan Hakları komisyonu üyesi Doç. Dr. Ruhi Ersoy da kendi partililerinin tepkisini çekti, partisi tarafından da uyarıldı.
Ama her iki vekilin haklılığı beş gün sonra ortaya çıktı.
Valiliğin “suçlarını itiraf eden teröristler” dediği, dövülmüş fotoğrafları medyaya servis edilen mağdurlar mahkeme tarafından adli kontrolle serbest bırakıldılar.
Gerçek ifadelerle ortaya çıkmıştı.
Aslında her şey Van’da esnaflık yapan 32 yaşındaki Abdülselam Aslan’ın 9 Haziran günü mantar toplamak için ünlü Artos Dağı’na çıkmak üzere arkadaşından arabasını almasıyla başlamıştı.
Aslan, mantar toplamaya giderken 53 yaşındaki dayısı Cemal Aslan, 48 yaşındaki akrabası Halil Aslan ile 29 yaşındaki kayınbiraderi Nejdet Beysüm’ü de davet etmişti.
Dört akraba, Artos Dağı’nın arka tarafındaki yaylada mantar topladıktan sonra öğlen 12.00’de geri dönmek için yola çıktılar.
Bu sırada aracın önünü iki silahlı PKK’lı kesti. Araçtan indirilen dört akraba 500 metre yürütüldükten sonra kimliklerine ve cep telefonlarına el konarak bir mağara götürüldü. Başlarına silahlı bir terörist kondu ve dokuz saat boyunca burada tutuldular.
Hava kararınca mağaradan çıkarıldılar, teröristler “yolu takip edin, yolda arabanızı görürsünüz” diyerek onları serbest bırakmıştı.
Terörist bir saldırıya karıştığından habersiz arabalarına bindiler ve şehre doğru yola koyuldular.
Gevaş’a geldiklerinde önce Nejdet Beysüm’ü evine bıraktılar. Ardından başlarına geleni anlatmak üzere Gevaş Emniyeti’ne doğru gitmeye başladılar. Emniyet’e 10 dakikalık mesafede arabaları durduruldu. Esnaf olduklarını ve başlarından geçeni anlatmak üzere emniyete gittiklerini anlattılar ama kimse onları dinlemedi.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/
Gözaltına alınırken yaşadıklarını, savcının sokaktaki MOBESE kamerasından izleyerek iddianamesine yazdıklarından okuyalım:
“Araçtan inen 3 şahıstan 1 numaralı şahsın kollarını havaya kaldırmış biçimde yürüdüğü, 2 ve 3 numaraları şahısların ise yerde uzanır vaziyette üstlerine güvenlik görevlilerince oturulmuş biçimde görüldükleri, bir şahsın 1 numaralı şahsa gelerek önce tekme atarak yere düşürdüğü, sonrasında yerdeyken tekme ve yumruk attığı, 2 numaralı şahsın üzerinde yer alan bir şahsın, 2 numaralı şahsa yumruk attığı, 2 numaralı şahsa, şahsın yanında duran bir şahsın ayağı ile vurduğu ve üzerine bastığı, 3 numaralı şahsa yanına gelen bir şahsın tekme attığı, 3 numaralı şahsa üzerinde oturan bir şahsın yumruk attığı, 2 numaralı şahsın yerden kaldırılıp, bulunduğu yere yatırıldığı bu şahsa tekme ve yumruk vurulduğu...”
Dayak ve kötü muamele Emniyet’e götürüldükten sonra da sürdü.
Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun yoğun takibi ve ısrarıyla İçişleri Bakanlığı’nın açtığı idari soruşturmasında ifadesi alınan mağdurlardan Abdusselam Aslan o saatleri şöyle anlattı:
“İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne getirdiler. Araçtan indirdiklerinde, sağlı sollu koridor yapmışlardı. Koridordan geçerken hakaret edip vurdular. Lavabonun yanında fayansın üzerine bastırarak, kafamı dizlerimin arasına soktular. Ne kadar polis varsa vurup gitti. Tanıyan bir polis, beni nezarethaneye götürdü. ‘Niyetli misin’ dedi. ‘Evet’ dedim. Bir bardak su verdi, içtim. Gelen polisler beni nezarethane demirlerine çekip yüzümü yanaştırmamı istiyordu. Yanaşınca yüzüme yumruk atıyorlardı. Başkomiserin odasına götürdüler. Kafamı kaldırmama izin vermediler. Başkomiser başımı yere çöktürmüş, kafama vuruyordu. Parmak izimi alıp nezarete attılar. Birkaç resmi polis nezarethaneye gelerek resim gösterdi. ‘Ben tanımıyorum’ dedim. Tekme tokat döverek, ‘Bu sensin’ dediler. Lavaboya götürdüler. Bayan doktor ‘Ne oldu?’ diye sordu. Arkamda duran iki polis araçtan düştüğümü söyledi. Ben de ‘Hayır burada çalışan herkes beni dövdü’ dedim. İki polis ‘Sen araçtan düştün’ diye beni zorladı. Yarım saat sonra bizi arabaya aldılar, yüzü koyun aracın içine koyup Bölge Hastanesi’ne götürdüler. Araçta dövmeye devam ettiler. Hastane koridorunda resmi polis bana hakaret ederek, kafama vurdu. Hastaneden Terörle Mücadele Şubesi’ne gelene kadar resmi bir polis beni dövmeye devam etti.”
http://www.hurriyet.com.tr/gundem
Bu arada arabadaki dördüncü kişi olan Nejdet Beysüm’ün evini basan polis, onu gözaltına alırken eve büyük zarar vermiş, camlarını kırmış, eşyalarını dağıtmış, Beysüm ve babasına hakaretler etmişti.
Beş mağdur polislerden şikayetçi oldular.
Peki şikayetçi oldukları polisler ya da güvenlik görevlileri kimdi?
Elde ilk gözaltı sırasında çekilmiş MOBESE görüntüleri ve Emniyet nezarethanesinde çekilmiş güvenlik kamerası görüntüleri vardı.
Sosyal medyada aydınlık ve net fotoğrafların çekildiği Emniyet nezarethanesindeki güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen emniyet ve savcılık “ortamın karanlık oluşuna bağlı olarak elverişli bir kayıt yapılamadığı” sonucuna vardı.
Hem MOBESE hem de nezarethane görüntülerinin gönderildiği Jandarma Kriminal de “kameraların açıları, şahısların uzaklığı, ışığın yetersizliği, görüntülerdeki bozulmalar ve yüz detayı elde etmenin teknik olarak mümkün olmaması” nedeniyle teşhiste bulunamadı.
Görüntüleri bir kere de İçişleri Bakanlığı’nın açtığı idari soruşturma kapsamında Van Olay Yeri İnceleme inceledi ama sonuç değişmedi; “Görüntü kalitesi, şahısların kameraya uzaklığı, ışığın yetersizliği” yüzünden polislerin teşhisi mümkün değildi.
Teşhis için şikayetçi ve mağdur beş kişiye kendilerine bu muameleyi yapan görevlilerin eşkalleri çizdirildi, onlara verilen 100’e yakın görevli polis memurlarının resimlerinden teşhis yapmaları istendi.
İddianameye göre Cemal Aslan ve Halil Aslan, “yüzleri yere kapalı olduğu ve havanın karanlık olması” nedeniyle herhangi bir teşhiste bulunamadı. Oğlunun gözaltına alınması sırasında evine zarar veren ve kendilerine kötü davranan polisleri teşhis eden baba Nevzat Beysüm ise savcılıkta ifadesini değiştirdi. Polisleri görmediğini söyledi, sadece kendilerine hakaret eden bir polisi teşhis etti ama ondan da şikayetçi olmadı.
Mağdurlardan Abdüsselam Aslan, kendilerine kötü muamelede bulunan beş polisi teşhis etti. Fakat, bu polislerden dördünün onun “fiziki tarifine uymadığı, olay tespit tutanağında imzaları olmadığından olay anında orada olmadıkları” sonucuna varıldı ve haklarında kovuşturmaya gerek yoktur kararı verildi.
Mağdur Aslan’ın teşhisinde tarif ettiği fiziki özelliklere uyan ve olay anında orada bulunduğu resmen ispatlanabilen tek bir polis vardı: O.Ş.
Soruşturma sırasında mağdurların avukatı Servet Haznedar ilk gözaltı sırasında ve nezarethanede çekilen görüntüleri savcılıktan talep etti ama ne tuhaftır ki onun talebinden dakikalar sonra soruşturma için gizlilik kararı verildi.
Sonunda iddianame yazıldı. Beş mağdurun ve onlarca polisin adının geçtiği olayda tek mağdur Abdüsselam Aslan, tek şüpheli ise onun teşhis ettiği polis memuru O.Ş.’ydi.
Savcı, O.Ş. için “kasten yaralama’ ve “zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması”ndan bir buçuk yıldan dört buçuk yıla kadar hapis ceza istedi.
Ama iddianamesinde sık sık yaralanmaların basit ayakta tedavi edilebilecek yaralanmalar olduğunun, güvenlik güçlerine verilen güç kullanma yetkisinin altını çizdi, şüpheliye suçlamaları yöneltmeden önceki cümlelerinde “müştekinin çeşitli tarih ve aşamalarda verdiği ifadelerin kendi içerisinde çelişkiler barındırdığını” vurguladı, “yargılaması yapılarak ve çelişkiler değerlendirilerek” karar verileceğinin altını çizdi.
İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi ve bütün delillerin üzerindeki gizliliğin kalkmasından sonra yaşanan bir olay ise hukuk tarihine geçebilecek türden.
Mağdurların avukatı Servet Haznedar davaya bakan Gevaş Asliye Ceza Mahkemesi’ne başvurarak soruşturmanın en önemli delilleri olan gözaltı sırasındaki MOBESE görüntülerinin ve nezarethanedeki güvenlik kamerası kayıtlarının bir örneğini talep etti.
Yeni mezun genç bir hakim olan mahkeme başkanı ise bu talebe şöyle cevap verdi: “Müşteki vekilin talebi CMK’nın 234. Maddesinin b bendinde belirtilen yetkilerinin sınırını aştığı ve talep ettiği kayıtların dosyanın delili olmasından dolayı talebin reddine.”
Yani bir hakim, bir avukata müvekkillerinin yargılandığı davanın en önemli delillerini, üstelik “bunlar dosyanın delili” gibi tuhaf bir gerekçe göstererek vermedi.
Mahkemenin geçen hafta karar duruşması vardı. Beklenen oldu.
Mahkeme “müştekinin olay yerinde bulunmayan polisleri dahi teşhis edişi ile sanık hakkında teşhisinin de sağlıklı olmadığına”, “kamera kayıtlarında teşhise elverişli veri tespit edilememesine” deyip, Türkiye’de hakimlerin mahkemelerde uzun süredir unuttuğu “şüpheden sanık yararlanır” ilkesine dayanarak davanın tek sanığı polis memuru O.Ş.’nin beraatına karar verdi.
Karar istinaf için Erzurum’daki Bölge Mahkemesi’nin önünde.
Bakalım kenar-ı Van Gölü’nde kurtların koyunları kapmasının hesabı nereden dönecek.
Mesele vatandaşın devlete değil de devletin vatandaşa hesap vermesi olduğunda yine ışıklar yetersiz, kişiler kameranın görüş mesafesinin dışında, şüphe de sanıktan yana olmaya devam mı edecek?















Yahu zaten bu haber yaşanmış bir olaya dayanan fantastik bir filmden bahsediyor, olayın aslı 300 yıl önce Çin de geçmiş. Takılma
Yanıtla (0) (0)"Mantar asli ihtiyaç olmadığı halde, üstelik bir terör saldırısında kullanılmaya müsait bir vasıta kullanılarak dağa mantar toplamaya çıkma şeklinde tezahür eden kusurlu ihmali davranışı sebebiyle mağdurun ... cezası ile cezalandırılmasına" ... Gibi bir sonuç çıkmamış neyse ki.
Yanıtla (0) (0)Türk yargısı devletin esaretinden kurtulmadıkça bu örnekler devam edecektir.
Yanıtla (0) (0)Türkiye de devlet savaş kaybetmez, dava kaybetmez, seçim kaybetmez, vatandaşından özür dilemez.
Yanıtla (0) (0)Biz siradan insanlarin bir devleti yok.. sadece yok.
Yanıtla (0) (0)“Yazma teknigi”… Gayet acik ve net anlatilmis hersey… Fazla analiz etmeye gerek yok… Sizin “Okuma teknigi” nizde bir problem olmasin…
Yanıtla (0) (0)Hacı murat, Adamların resimlerini görmedin galiba, Ayrıca ölüden hüküm kalkar gerçeğini bilmiyormusun.
Yanıtla (0) (0)16.27. Niyetli adama bunu yapıyorlarsa anlamında kullandım.
Yanıtla (0) (0)geçen gün konyada 2 çocugu pompalı silahla vuran kişi serbest kaldı akp ilçe başkanından savcı olursa adalet böyle katledilir işte.
Yanıtla (0) (0)Yıldıray bey 'in yazılarını merakla bekliyorum, kendisine vicdanlı bir insan olarak gazetecilik yaptığı için çok teşekkür ediyorum...
Yanıtla (0) (0)Sözün bittigi yer. Iste biz insan yetistirmedigimiz sürece böyle vakalar olacaktir.
Yanıtla (0) (0)sizi, diğer yazarlardan ayıran önemli bir özelliğiniz var. bu özellik araştırmacı gazetecilik gibi görünen yazma tekniğiniz değil. tam tersine bu tekniği ben olumsuz görüyorum. çünkü insanların düşünmesini istediğin şeye göre veya kendi doğrularına göre veriler alıyorsun bu da yazdıklarının tartışılmaz doğru kabul edilmesine neden oluyor. sizi farklı kılan, sorunun etrafını dolaşmayıp, direk düşüncelerini, doğruları ortaya koymanız. ve bu yönünüzle, bu ülkeye çok çok önemli hizmet yapıyorsunuz. Bu yönünüzle sizi tebrik ederim.
Yanıtla (0) (0)Hacı Murat bey sana diyeceğim tek şey, inşallah sen de bir gün bir haksızlığa uğrarsın ve haksızlığa uğramanın ve elinde güç ve yetki olanların sana eziyet etmenin ne kadar acı olduğunu öğrenirsin. Yaşayarak öğrenmeni diliyorum.
Yanıtla (0) (0)Allah seni ıslah etsin
Yanıtla (0) (0)Haci Murat yazar anlattiklarini kimseyi suclamak icin yazmiyor. Yetkililere bu vahim olaylar oluyor tedbir alin diye yaziyor. Siz ise guya yazarin durustlugu hakkinda suphe uyandirmak istiyorsunuz. Iktidar medyasindaki yalan, iftira, palavralarla kafaniz oyle dolmus ki, baska yerde okudugunuz dogru, durust bir haberi yada yorumu gercek degilde uydurma zannediyorsunuz..Iflah olamayacak gibi bir haliniz var, gecmis olsun size...
Yanıtla (0) (0)Herkesin malumu yandaş yayın organlarında güçlünün hoşuna gidecek şeyleri yazıp söyleme karşılığında geçimini, haram helal demeden milletin hazinesinden sağlayan sözde gazeteci/televizyoncuların cirit attığı medyada, siz ne kadar yüce gönüllü bir insansınız Yıldıray bey. Sizi içinizde bu kadar büyük insan sevgisi ve saygısı ile büyüten anne babanıza helal olsun. İleride bu günlerin tarihi namuslu tarihçiler tarafından yazılırken adınız o kadar sık geçecek ki ...
Yanıtla (0) (0)niyetli olmasaydı haketmiş mi olacaktı?
Yanıtla (0) (0)Yazık bize bu devlet kim için var ? Hakkının hakkını gözetmeyen devlet ?
Yanıtla (0) (0)Ağzına sağlık kardeş. Hakkaten vicdanı olanın psikolojisi alt üst olmuş durumda.
Yanıtla (0) (0)Türkiye’de Kürtsen bütün haklardan yoksunsun neyazıkki bu hep böyle idi ha Kemalistler ha dinciler iktidarda olsun ortak düşman herzaman kürtlerdir çünkü her iki tarafada inanırlar
Yanıtla (0) (0)Al benden de o kadar.Birde bu zalim asalaklar cezada almıyor bu daha acı
Yanıtla (0) (0)Adalet zenginlere.Devlette zenginlere çalışıyor.Kazada olen iki kisi yeni çıkan kanunla sigortadan zındık alamıyor.On inceleme diye bir kanun çıkmış dava bir yılda on incelemeyi geçemiyor. Hakîm ve savcılar ya kıbrısta yada kosovada paralı okuyan ve yetersiz kişilerden oluşuyor. Torpil varya yani benden bizi bitirdi
Yanıtla (0) (0)Kardeşin için ne istiyorsan allah sana iki katın versin hacı murat. Iyisiyle kötüsüyle. Vicdani yitirme sebebin Politik onyargin olsa gerek.
Yanıtla (0) (0)Düsturunuz bireysel olarak doğru olabilir ama toplumsal olarak yanlış. Haksızlıkla mücadelede ortak çaba olmadan biryere varilmaz. Hz peygamber, Emin sıfatını hem bireysel hemde toplumsal çabasıyla vahiy öncesi kazanmıştır.
Yanıtla (0) (0)11.50 Elhamdülillah ülkemiz olumlu yönde mesafe kat ediyor.Düne göre çook çok iyiyiz.Yarınlarımız daha da iyi olacak inşallah.12.48 Aklama paklama memuru değilim,velakin antalınan her şeyi yutmam.
Yanıtla (0) (0)Șu pkk belasından dolayı kürtleri ayrıștırıyoruz ama iyileride kardeșten daha değerlidir oruçlu olan esnaf abimize yapılan zulüm ve yapan zalimlerle mamak askeri cezaevi komutanı olan zalim albay, kızlarımı öpmeden evden çıktım dövmeyin artık öldüreceksiniz dediği halde döve döve öldürdükleri abimize yapılan zihniyet aynı kırk sene geçmiș aradan neden her șeyi ahirete bırakıyoruz bu zalimler cezasını çekmiyor burada valla psikolojim bozuldu.
Yanıtla (0) (0)Allahdan siz varsınız haksizli dile getiren. Maalesef sizin yazdıklarınızı Haber sayfasından GOREMIYORUZ. Bahsettiginiz yaziyi hic yazmadilar. Karar haberleri, yandaş medyaninkinden farkı yok. Kopyala yapıştır yapiyorlar. Siz, ibrahim bey, elif hanim iyiki Varsiniz. Geriye kalan yazarlar kendine Müslüman.
Yanıtla (0) (0)Evet evet adamlar kendilerini dövmüşler. Polis vurmamış. Yaralanma arabadan düşmeyle olmuş. Saldırıyı da mantarla yapmışlar. Her şey normal. Sen rahat ol. Her şey yolunda. Sıkma canını. Allah aynısını sana veya evladına yaşatmadan anlayamayacaksınız. Pek çok kişi gibi
Yanıtla (0) (0)Adamı tutukladılar, belediye imar müdürü diye. Ama adam emekli eğitimciydi ve bir gün dahi belediyede çalışmamıştı. İlk mahkeme 9 ay sonra görüldü ağır ceza heyeti, ben belediyede bir gün bile çalışmadım diyen adama şaşkınlıkla baktı ve sgk'ya sorulmasına ve tutukluğun devamına karar verdi. 3 ay sonra gelen yazıda adam doğru söylüyordu, fakat 1 yıldan fazla kalan adamı serbest bırakamazlardı yine tutuklu devam dediler ve biranda dosyaya gizli tanık girdi ve 4 yıl ceza verdiler. Birkaç ay önce oldu bu olay. Ülkem öyle savruldu ki. Hak - adalet - vic
Yanıtla (0) (0)Bu adalet arayisinizdan dolayı tebrik ederim yildiray bey
Yanıtla (0) (0)Hacı efendi, sen devlet adına yapılan haksızlıkları hukuksuzlukları aklama paklama memuru musun. Devletin görevi suçlu ile suçsuzu ayırmaktır. Biraz vicdan...
Yanıtla (0) (0)güven duygusu yok olunca, devletin karşısında insan olarak bir şey ifade etmediğinizde akla iki şey geliyor.. biri kendine zarar vermek, ikincisi keşke başka bir ülkede yaşasaydım demek..çaresizlik zor...ülkemizin hukukçularına, gazetecilerine, sağ duyu sahibi düşünürlerine ne oldu ya..
Yanıtla (0) (0)Allah Resulü s.a.s. hazreti haticeye Hira mağarasında başına bazı şeyler geldiğini ve bazi korkularını anlattığında annemiz efendimize " sen hiç korkma tedirgin de olma sen muhammedul eminsin, bizi yaratan senin gibi doğru bir insanı zayi etmez demişti." Hayatıma düstur edindiğim bu cümle bana hep ümit olmuştur. Neyin ümidi derseniz doğruların uzun vadede mutlaka kazanacagi, doğru olamyanlarin hak hukuk bilmeyenlerin ise mutlaka kaybedeceği mutlaka zayi olacakları. Bu çerçevede inanıyorum ki yukarıda anlatılan haksızlıklara hukuksuzluklara sebep olanlar üs
Yanıtla (0) (0)Adalet ve Kalkınma deyip yola çıkmış idik, geldiğimiz nokta bu olmamalıydı. İnsanın içi acıyor...
Yanıtla (0) (0)Köylü zihniyetin en belirgin özelliği "salağa yatma"daki becerisidir.
Yanıtla (0) (0)Ya Haciii hep bir aklama peşindesin. Senin gözünden soruyorum şu anda herşey olumlu mu cereyan ediyor. Merak ettim ve cevabını istiyorum
Yanıtla (0) (0)Tutuklanma ayrı rezillik, emniyet müdürlüğünde esnafa atılan dayak ayrı rezillik, hakimin bir nevi adaletin tecelli etmemesi için görüntüleri avukata vermemesi ayrı rezillik. Devletin haline bak, polisinin-hakiminin haline bak. Yazık bile değil, yazık ötesi....Yıldıray bey, sen gazetecisin. Adamsın. Şu yazın için bulursam bugün 10 Karar gazetesi alacağım.
Yanıtla (0) (0)Ramazan ayında niyetli 53 yaşındaki adama yaptıklarına bakın. Bu bir insanlık suçudur.
Yanıtla (0) (0)Korkarım o gün gelirse şayet(yakıngelecekte pek ihtimal vermiyorum) ''yine ışıklar yetersiz,kişiler kameranın görüş mesafesinin dışında,şüphe de sanıktan yana olmaya devam edecek.''diye düşünüyorum.
Yanıtla (0) (0)İşte kuvvetler ayrılığı bunun için önemli.
Yanıtla (0) (0)Onları yakalayan polis bir durup dinleseydi gerçeği anlardı.Polislerde biliyordu onların masum olduğunu.Senelerce kırsalda görev yapan bir öğretmen olarak ben bile görünce dağdan geleni ayirtedebilirdim.Cunku simaları bakışları dönük ve korkunç hatta maymun adam denilebilir.Polis nasıl ayrımına varmaz ki?Sadece öfkeyi kusacak kurban lazımdı.Kurban edildiler. Devletimiz sağolsun herşeyi yapar eder kendinden başka herkesi suclar
Yanıtla (0) (0)Her şeyi ahirete bırakıyoruz. 80 darbesinin işkencecilerinden birisi dün öldü ve hesaplaşma ahirete kaldı peki işkence görüp hayatı kararanlar ne olacak. Bir gece khk sıyla işsiz kaldım geçen hafta beraat ettim görevimi istiyorum. Hesaplar ahirete kalmasın artık.
Yanıtla (0) (0)Devlet zaten güçlü savcıda hakimde devlet için yanlı taraf olursa vatandaşın hakkını kim koruyacak !
Yanıtla (0) (0)Cuma namazı hutbeden sonra okunan (hem arabi hem meali ile) Nahl suresi 90.ayetini (inanan için de inanmayan için de geçerli olan) ÇOOOK İYİ anlamakta, yaşamakta ve yaşatmakta fayda var...Hatta sadece bu ayet için dahi bir enstitü kurulmalı...
Yanıtla (0) (0)HER VİCDAN SAHİBİ.... BU EMEK ÇEKİP YAZDIĞIN HİKAYE İÇİN NE DÜŞÜNEBİLİRKİ ? KOLLUK GÜÇLERİ,VALİLER,SAVCILAR,YARGIÇLAR....BU ÜLKEYİ BİR TÜRLÜ YÖNETMEYİ BECEREMİYORUZ. BAŞKA NASIL YORUM ??? SAĞ OL YILDIRAY SAYGILAR
Yanıtla (0) (0)Devlettir. İster asar, ister keser, ister döver. İsterse ihraç eder. Esnafın dağda ne işi var! Ayrıca adaletin dünyada ne işi var. Gitsin Merkür'de oyalansın biraz da.
Yanıtla (0) (0)Şu ana kadar polislik bi işim olmadı.ama bu hikayeleri hep duyduk okuduk.korkuyorum açıkçası.polis görünce yolumu değiştiriyorum.ve nedense son zamanlarda pek bi havalılar.dünyayı ben yarattım edasındalar.tabi yetkiler de verildi.
Yanıtla (0) (0)Bir gun siz de yanlislikla karakola dusup iskenceye maruz kalirsaniz, o zaman inanirsiniz. Polisin bir vatandasa - supheli bile olsa - dayak atmaya, iskence etmeye hakki yok. Fiske bile vurmaya hakki yok.
Yanıtla (0) (0)Sayın Yıldıray bey koyunların hesabını sormak Yüce Allah’a kalıyor , ama bizler zulme ve adaletsizliklere sessiz kalırsak Allah CC bunun hesabını bizdende soracağını Kuranı Kerim’de söylüyor
Yanıtla (0) (0)Partimin en sevdigim sahsiyetlerinden biri olan ve malesef su an mebus olmayan cok kiymetli Ruhi beye selam, sevgi ve saygilarimla.
Yanıtla (0) (0)Ne acı bir "hikaye" bu! Hiç değişmeyecek mi bu ülkenin kaderi... Evet, ne yazık ki, şiddet dilini, şiddeti körükleyen iktidarlar oldukça, yargı bağımsızlığı olmadıkça, kuvvetler ayrılığı olmadıkça bu "sefalet, gözü dönmüşlük, ilkellik" sürüp gidecek... Bataklıkta debelenip duracağız... Bu ülke her gün her türden kuşatma altında yaşayabilir mi? Bizzat yönetenlerin neden olduğu kuşatma! Üzerinize ne zaman biteceği belli olmayan muhasara bombaları yağarken, nasıl yaşanır bu ülkede? Geleceğe dair nasıl plan yapılır?
Yanıtla (0) (0)İlkönce şunu vurgulayalım:Suçu günahı olmayan bir insanın kılına zarar gelmesini vicdan sahibi hiç kimse istemez.Öte yandan katillerin de maktüllerin cenazesine katıldığını, hekesten fazla ağlayıp üzüldüğünü, mağdur dağda taşta aranıyorsa bulmak için en fazla suçlunun gayret gösterdiğini belirtelim.En azılı teröristlerin bile dağda bir arabanın içinde yakalansalar mantar topluyorduk diyeceklerini ilave edelim.Şunu da soralım:Bunca polisin hepsi mi işkenceci idi ki,gelen de bir tokat atmış,giden de?İnanalım mı?
Yanıtla (0) (0)Bu dünyada amel var hesap yok ahirette ise hesap var amel yok dolayısıyla düsturu ahiret olan bir ismi de adl olan Allah tan korkar ise çöldeki kurt kuzu aklına gelir değil ise gelmez hesabı ahirete bırakır ama zerre şaşmaz
Yanıtla (0) (0)millet polis görünce yolunu değiştiriyor artık aman bulaşmasınlar bize diye...klasik 3. dünya ülkesi korkuları...
Yanıtla (0) (0)Allah razi olsun. Dogru yoldan ayirmasin. Iktidar onlarin, hak bizim olsun
Yanıtla (0) (0)Elinize sağlık çok güzel açıklamışsınız. Bu insanlara yapılanlara, böyle davalara, rezaletlere o kadar alıştıkki artık garip gelmiyo ! Hiçbir polisinde suçlu bulunmamasıda garip gelmiyor, bunada alışığız ! Garip gelen bukadar yapılan işkencenin/zulmün ortaya çıkması ! Allah bizleri t.c. de karakollara/cezaevlerine, devletine eline düşürmesin, nasıl halde çıkacağımız belli değil ! Şimdi bu kişiler bu suçlandıklarını o emniyet müdürlügüne yapsalar, kim onları haksız görür !!
Yanıtla (0) (0)Korkmadan hakkı haykıran adil yazarların neslinin tükendiği, yalakalık ve mal tapıcılığının tavan yaptığı benim gariban ülkemde, insanlığın hala ölmediğinin ispatlayan vicdanı hür, kalemi keskin yiğit insan Yıldır/Ay Öğür.... Keşke senin gibi 10 tane Ashab-ı Kehf çapında adam gibi adam çıksa şu ülkede.... Rabbim seni korusun, yolunu açık etsin kardeşim...
Yanıtla (0) (0)Allah yardımcın olsun kürdo.
Yanıtla (0) (0)İnsanoğlunun en temel iki ihtiyacı güvenlik ve ekmektir. Hukuk olmayınca bu ikisinin de tehlikeye girdiğinin en bariz örneğini yaşıyoruz bu ülkede. Güvenilir bir adalet sistemimiz olmadığı için yatırımcı gelmiyor, ekonomik kriz derinleşiyor. Yine aynı sebeple sıradan vatandaşın da güvenliği garanti değil, başına bir iş gelirse gideceğin kapı yok, diğer taraf da bunun farkında olduğu için alabildiğine pervasız.
Yanıtla (0) (0)Yazıyı okuyunca kendim haksızlığa uğramış gibi iliklerime kadar sarsıldım. Fuzuli'nin "Söylesem çare değil, söylemesem gönül razı değil." çaresizliğini yaşadım. İyi ki inanıyorum. İyi ki ahiret var. İyi ki büyük hesap günü var. İyi ki... İyi ki... İyi ki...
Yanıtla (0) (0)allah h rahmet eylesin. adalet oldu. iyi degil pek bilmezdik ama oldu milleten basimiz sagolsun
Yanıtla (0) (0)Zamanında verilen destekleri de unutmayalım. Tarihte verimsiz ve niteliksiz toplumların iyi bir devleti olmamıştır. Teröristleri keklik gibi yakaladığını sanan görevlilerede aşk olsun. Ama daha acı olanı hemen eziyete başlamaları. Onlarda osman amca ve talepkar ama sınırlılıkları olan bu yüzden de önüne gelene saldıran öfkeli gençler Davutoğlu deyimi ile. O mahallede kimi tutsan elinizde kalır. Sandığıda devirince tamama ereriz. Keşke kullanışlı akıllılar bu kadar çok olmasaydı
Yanıtla (0) (0)Bu senaryosu mantiksizliklarla dolu bir sinema filmi olsaydi, parami geri isterdim. Bu ne kepazelik.
Yanıtla (0) (0)Tam bir polis devleti pratigi, vatandaslara hayati zehir eden...
Yanıtla (0) (0)