Çelebi! Böyle olur bizde boykot dediğin

Boykot sözü on dokuzuncu yüzyıl İrlanda’sında büyük bir toprak ağasının “kira vekili” olan Charles Boycott’un adından geliyor. Kuraklık yüzünden kiralarını ödeyemeyen bazı çiftçilerin indirim talebini kabul etmeyen ve bu insanların işledikleri toprakları yani ekmek teknelerini zorla ellerinden alan Boycott’a halk şiddetli tepki gösterir. Tanıyanlar selamı sabahı keser, kimse yüzüne bakmaz, yanında çalışanlar işi bırakırlar, gittiği dükkanlarda kendisine satış yapılmaz. Neticede “boycott” sözü İngilizce sözlüklere “birine karşı tecrit kampanyası yapmak” anlamında bir fiil olarak girer. Bilahare de şimdiki anlamını kazanır.

Kelimeye şimdiki anlamını kazandıran en önemli olaylardan biri Amerikan kolonilerinin İngilizlere karşı gerçekleştirdiği çay boykotudur. Londra’dan gönderilen bir genel valinin yönettiği ve İngiliz yasalarının geçerli olduğu Amerika topraklarında yaşayan insanlar ağır vergilerden bunalmıştı. İngilizler ise boyuna yeni vergiler ihdas ederek Doğu Hindistan Şirketi’nin açıklarını sömürgeleri üzerinden kapatmaya uğraşıyorlardı. Amerikan şehirlerinde protesto gösterileri düzenleyerek ve vergi memurlarını kovarak İngilizlere geri adım attırdılar. Vergiler iptal edildi. Yalnızca ithal çayda uygulanan vergi kaldırılmadı. Bunun üzerine İngilizlerin diğer sömürgeleri olan Hindistan’dan Amerika’ya ihraç ettiği çay hedef ürün haline geldi. İngiliz çayı içmeme kampanyaları bile yapıldı. Ama nihayet 1773 yılında Boston limanında demirli bir gemideki tonlarca çayın denize dökülmesiyle boykot başka bir mecraya ulaştı. Daha sonraları Boston Çay Partisi adıyla anılan bu ilginç eylem Amerikan devriminin yolunu açtı ve bugünkü ABD’yi ortaya çıkardı.

Bizim tarihimizde de çok önemli bir “millî boykot” girişimi var. 1908 Devrimi hengamesinde fırsattan yararlanmak için harekete geçen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu 1878’den beri fiilen hakimiyeti altında olan Bosna Hersek’i bir oldubittiyle resmen ilhak etmişti. Berlin Anlaşmasına açıkça aykırı olan bu girişime karşı hükümet Avrupalı diğer büyük devletleri harekete geçirmek için diplomatik kanallardan mücadeleye başlarken, sivil halk arasında da çeşitli protesto eylemleri düzenlenmeye girişilmişti. Bunların en önemlisi Avusturya mallarına karşı uygulanan boykottu. O günlerde Avusturya’dan ithal edilen en önemli ürün erkeklerin başlarına taktıkları fes olduğu için, yürütülen kampanyaya “Osmanlı Fes Boykotu” adı verildi.

Halkın yoğun katılımı ve basının desteğiyle söz konusu boykot kampanyası başarıyla uygulandı ama siyasi hedefine ulaşması mümkün olmadı elbette. Bu hadise bizim yakın tarihimizde -1908 Devrimine de hayat vermiş olan- kamuoyunun varlığını ve sivil toplumun potansiyelini göstermesi bakımından önemlidir. Bir diğer önemi ise “millî iktisat” düşüncesinin doğuşuna etkisi ve ileriki dönemlerde bu doğrultuda uygulanacak politikalara ilham vermiş olmasıdır. (Daha detaylı bir okuma için Y. Doğan Çetinkaya’nın “1908 Osmanlı Boykotu/Bir Toplumsal Hareketin Analizi” başlıklı çalışması [İletişim Yay.] önerilir.)

Boykot uluslararası ticaretin hassas tabiatı itibarıyla önemli ve etkili bir mücadele yöntemi. O bakımdan bugüne kadar hem dünyada hem de ülkemizde birçok boykot kampanyası yapıldı. Bazıları başarılı oldu, bazıları sonuçsuz kaldı. Ama en ilginci herhalde bizim yapmakta olduğumuz. İlginç, çünkü “İsrail ürünlerini boykot” adı altında sürdürülen kampanyada İsrail ürünleri yer almıyor.

Bir kötülük gördüğünüzde elinizle düzeltin…” şeklindeki emrin ilk kısmını yerine getirme imkanına sahip olmayanlar için boykot son fırsat. Bunun bilinci içinde hareket ediyor vatandaşlarımız. Milletimizin asaletinden bu manada hiç kimsenin kuşkusu olamaz. Ne var ki kimilerinin heyecanı mantığının önüne geçtiği için olsa gerek, bazı kafa karışıklıkları görüyoruz. Açık söyleyelim, bazı münasebetsizlikler de yaşanıyor boykot adı altında.

Starbucks’ta oturan gençlere “Siz Müslüman değil misiniz, insan değil misiniz, Gazze’deki katliam umurunuzda değil mi” diye bağıranlar, hatta oradaki insanların ellerindeki bardakları alıp yere dökenler doğru ve faydalı bir iş yapmıyorlar herhalde!

Hiç düşünmüyorlar ki belki de orada kahvelerini içen insanlar Starbucks’ın Gazze’de soykırım yapan İsrail ile ne ilgisi olduğunu bilmiyorlardır. Doğrusu, ben de bilmiyorum. Çok araştırdım. Adı geçen kahve markasının İsrail’in katliamlarına destek verdiğine dair bir veriye rastlamadım. Dünyadaki boykot listelerinde de adı yok bu firmanın.

Muhtemelen “Amerikan hayat tarzının simgesi” olarak görüldüğü için hedef seçilmiş bulunuyor Starbucks markası. Ama öyleyse doğrudan “Amerikan ürünlerini protesto ediyoruz, kapitalizme karşıyız” falan demek yerine niye “Bunlar İsrail ürünleri” diyerek boykot çağrısı yapılıyor? Hatta daha ileri gidip müşterilerine fiili saldırılar gerçekleştiriliyor?

Starbucks’a yönelik saldırılar, Meclis lokantasında Nescafe satışının yasaklanması, Kurukahveci Mehmet Efendi’nin linç edilmesi gibi olaylarla beraber düşünüldüğünde “kahve sektörünün kendi iç meselelerine mi alet oluyoruz” şeklinde birtakım komplo teorilerine bile yol açtı. Bu tür iddiaları ciddiye alıp inanacak değiliz ama mesela Kitapyurdu’nu hedef alan kampanyanın iyi niyetli olmadığı çok belliydi.

Gazze’de yaşanan vahşete karşı elimizden bir şey gelmiyor, hiç değilse İsrail ürünlerini boykot edelim” diyen insanlarımızın asil tavrını suistimal etmek isteyenlere fırsat vermemek lazım. Bunun için ortalıkta dolaşan listeleri kimlerin hazırladığını ve neyi boykot ettiğimizi iyi biliyor olmamız lazım.

Tehlike şu: Bu hengamede herhangi bir firma hakkında sosyal medyada İsrail’in katliamlarına destek veriyor diye iki satır bir şey yazılsa telafisi imkânsız sonuçlar ortaya çıkabilir. Boykotu çocuk oyuncağı zannetmemek gerekiyor.

Bu konuyla ilgili bir başka husus daha var ki o da boykot kampanyaları yapanların samimiyet testi. Vatandaşı falan kahveyi içmemeye, marketten filan ürünü satın almamaya çağırıyoruz ama hükümetimizi uluslararası zeminde etkili adımlar atmaya zorlamak aklımıza gelmiyorsa bu konudaki samimiyetimiz sorgulanacaktır.

Türkiye’den İsrail’e gaz ve petrol sevkiyatı dursun diye, gıda ürünleri ihracatına son verilsin diye, çelik satışından vaz geçilsin diye bir çağrıda bulunmayı akıllarından geçirmeyenlerin, İsrail ile alakası bile şüpheli birtakım markalara karşı sürdürdükleri boykot, kimse kusura bakmasın, samimiyet testinden zor geçer.

YORUMLAR (123)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
123 Yorum