Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Türkiye Basın Federasyonu’nun ev sahipliğinde gazetecilerle bir araya geldi. Uçum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı, seçim tarihi ve bunun için izlenebilecek hukuki yol konusunda dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Toplantıda en çok öne çıkan başlık, 2028 seçimlerinin tarihi ve Erdoğan’ın yeniden adaylığı oldu.
Uçum, 16 Nisan 2028’i olası seçim tarihi olarak işaret ederek, bu tarihin 2017’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni getiren anayasa değişikliğinin halkoyuna sunulduğu gün olması nedeniyle sembolik anlam taşıdığını belirtti.
“ERDOĞAN’IN SİYASİ OLARAK ADAYLIĞI KESİNLEŞMİŞTİR”
Edinilen bilgilere göre Uçum, AK Parti’nin Cumhurbaşkanı adayının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de bu yöndeki açıklamalarını hatırlattı.
Uçum, Cumhur İttifakı’nı destekleyen diğer partilerden gelen açıklamalara da işaret ederek Erdoğan’ın “siyasi olarak adaylığının kesinleştiğini” savundu.
Bir sonraki aşamanın bu adaylığın hukuki zemininin oluşturulması olduğunu belirten Uçum, mevcut Anayasa’nın bunun için yeterli olduğunu söyledi.

YENİDEN ADAYLIK İÇİN MECLİS FORMÜLÜ
Uçum’un işaret ettiği formül, Anayasa’nın 116’ncı maddesinde yer alan “seçimlerin yenilenmesi” hükmüne dayanıyor.
Anayasa’ya göre TBMM, üye tam sayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebiliyor. 600 sandalyeli Meclis’te bunun için en az 360 milletvekilinin oyu gerekiyor.
Aynı madde, “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir” hükmünü içeriyor.
Uçum bu imkânı “istisnai adaylık” olarak tanımlıyor.
16 NİSAN 2028 TARİHİNİ İŞARET ETTİ
Uçum, seçimlerin olağan takvimden kısa süre önce öne alınarak 16 Nisan 2028 Pazar günü yapılabileceğini belirtti.
“Seçimlerin 16 Nisan 2028’de yapılmasını öngörüyorum” diyen Uçum, şu ifadeleri kullandı:
“Bu tarih Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişimizin referandum tarihidir. Sembolik anlamı vardır. Sayın Recep Tayyip Erdoğan son kez aday olacaktır.”
Uçum daha önce de 16 Nisan 2028 tarihini gündeme getirmiş ve bunun normal seçim takviminden yaklaşık üç hafta önceye karşılık geldiğini belirtmişti. Haziran ayındaki değerlendirmesinde olağan seçim tarihini 7 Mayıs 2028 olarak hesaplayan Uçum, 16 Nisan seçeneğini “erken seçim”den ziyade “öne alınmış seçim” olarak nitelendirmişti.
MECLİS İÇİN ŞUBAT AYINI İŞARET ETTİ
Uçum, 16 Nisan’da seçim yapılabilmesi için TBMM’nin seçimleri yenileme kararını 2028 yılının şubat ayında alması gerektiğini belirtti.
Daha önceki değerlendirmesinde de Uçum, Meclis’in 9-15 Şubat 2028 tarihleri arasında seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde seçim takviminin 16 Nisan’a denk gelebileceğini ifade etmişti.
Uçum toplantıda ayrıca muhalefetin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seçimde yenme iddiasında olduğunu hatırlatarak, bu nedenle Meclis’te seçimlerin yenilenmesine yönelik bir karara siyasi partilerin karşı çıkmayacağını düşündüğünü söyledi.
“2027’DE SEÇİM ÖNGÖRMÜYORUM”
Uçum, son dönemde gündeme gelen 2027’de erken seçim ihtimaline de mesafeli yaklaştı. 2027’de seçim öngörmediğini belirten Uçum, 2028’de seçime gidilmesinin ekonomik açıdan da daha uygun olabileceğini savundu.
Uçum’un aktarılana göre dikkat çeken değerlendirmelerinden biri şöyle oldu:
“2027 bütçesiyle değil, 2028 bütçesiyle seçime gidilmesinin tercih edilecek bir durum olduğunu düşünüyorum.”
“SON KEZ ADAY OLACAK”
Uçum’un açıklamasında en dikkat çekici ifadelerden biri de Erdoğan’ın bundan sonraki Cumhurbaşkanlığı adaylığının son adaylık olacağı yönündeki sözleri oldu.
Uçum, Erdoğan’ın TBMM’nin seçimleri yenileme kararıyla mevcut Anayasa kapsamında bir kez daha aday olabileceğini ve bunun “son kez” gerçekleşeceğini söyledi. Bu görüşünü daha önceki değerlendirmelerinde de dile getirmişti.
"ÖCALAN SİLAHSIZLANMA ALT KOMİSYONUNDA GÖREV ALACAK"
Uçum, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında oluşturulan yeni mekanizmalarda Abdullah Öcalan’ın rolüne ilişkin de dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu bünyesinde oluşturulan dört alt komisyondan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nda Öcalan’a görev verileceğini söyledi. Uçum’un açıklaması, Öcalan’ın yeni süreçte üstleneceği role ilişkin Cumhurbaşkanlığı kanadından gelen en açık ifadelerden biri oldu.
Uçum, söz konusu görevlendirmenin Öcalan’ın hukuki statüsünde bir değişiklik veya serbest bırakılması anlamına gelmeyeceğini özellikle vurguladı. İmralı’da oluşturulan çalışma alanının cezaevine bağlı bir birim olduğunu belirten Uçum, Öcalan’la yürütülen temasın hedefinin PKK’nın tasfiye ve silahsızlanma sürecinin tamamlanması olduğunu ifade etti.
Öcalan’ın süreçte muhatap alınmasının gerekçesini anlatan Uçum, örgütün silah bırakması ve fesih sürecinin sonuçlandırılması için kendisine görev verilmesinin gerekli olduğunu savundu. Sağlanan koşulların bir “imtiyaz” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Uçum, bunun “görevin gerektirdiği ortamın sağlanması” olduğunu söyledi.
Uçum ayrıca, bir hükümlüyle örgütün tasfiyesine yönelik diyalog yürütülmesinin hukuken mümkün olduğunu savunarak, olağan dışı süreçlerde olağan dışı yöntemlerin kullanılabileceğini ifade etti.
Daha önce AK Parti kaynaklarına dayandırılan haberlerde Öcalan’a doğrudan resmi komisyon üyeliği veya statü verilmesinin planlanmadığı, ancak Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nun çalışmalarına ihtiyaç halinde katkı sunabileceği belirtilmişti. Uçum’un son açıklaması ise Öcalan’ın komisyonda “görevlendirilmesi” üzerinden daha doğrudan bir rol tarif etti.
DEMİRTAŞ İÇİN “BAŞVURUSUNUN ÖNÜNDE ENGEL YOK” MESAJI
Uçum, Kasım 2016’dan bu yana cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yeni yasal düzenlemeden yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin soruyu da yanıtladı.
Demirtaş’ın başvuruda bulunmasının önünde hukuki bir engel olmadığını belirten Uçum, ancak bunun otomatik olarak tahliye sonucunu doğurmayacağını; başvurunun ilgili mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Uçum, değerlendirmede Demirtaş’ın dosyasının hem kişi hem örgüt hem de suçlamalar açısından kanunun kapsamına girip girmediğine bakılacağını belirterek şu ifadeyi kullandı:
“Kişi bakımından, örgüt bakımından dosyası kapsama giriyor mu; bu değerlendirilecektir. Kararı ilgili mahkeme verecektir.”
